Yusuf Kaplan Öğrencilere Seminer Verdi
Eğitimci, yazar ve sosyolog Yusuf Kaplan, "Medeniyet Tasavvuru Okulu" (MTO) projesi kapsamında Çorlu Borsa İstanbul Fen Lisesi öğrencilerine yönelik özel bir seminer verdi.
Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği seminere, Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Erdoğan da katıldı. Yusuf Kaplan, Çorlu Borsa İstanbul Fen Lisesi'nde verdiği seminerde öğrencilere kendi kültürel köklerine sahip çıkan, evrensel bir düşünce ufkuna sahip öncü bir kuşak yetiştirmenin önemini vurguladı. Geleceğin dünyasında güçlü bir entelektüel duruş sergilemenin yollarına değinen Kaplan, medeniyet bilinci üzerine ufuk açıcı paylaşımlarda bulundu. Seminer sonunda Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Erdoğan, Yusuf Kaplan'a değerli paylaşımları için teşekkür ederek hediyelerini takdim etti.
HABER MERKEZİ
37 Yıllık Acı Unutulmadı
Bulgaristan’da yaşanan zorunlu göçün 37. yıl dönümü nedeniyle Atatürk Meydanı’nda anma programı düzenledi.
Dönemin Bulgaristan yönetimi tarafından Türklere uygulanan asimilasyon politikaları nedeniyle 1989 yılında Türkiye’ye gelen vatandaşlarımızın acısını unutturmamak için Marmara Göçmen Dernekleri Federasyonu Atatürk Meydanı’nda anma programı düzenlendi. Programa CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri dernek yöneticileri katıldı. Tören Marmara Göçmen Dernekleri Federasyonu Başkanı Sunay Çavuşoğlu’nun Atatürk Anıtına çelen sunumuyla başladı. Ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Konuşmaların ardından Bulgaristan da yaşanan olaylarda hayatını kaybedenler için Atatürk Anıtına karanfil bırakıldı.
BULGARİSTAN'DAKİ TÜRK VE MÜSLÜMAN TOPLUM, YILLARCA SÜREN ASİMİLASYON POLİTİKALARINA MARUZ BIRAKILMIŞTIR
Düzenlenen anma programında ilk sözü Federasyon Başkanı Sunay Çavuşoğlu aldı. Çavuşoğlu, “Bugün burada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurunda, tarihin acı ama unutulmaması gereken sayfalarından biri olan 1989 Bulgaristan Zorunlu Göçünün yıl dönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Öncelikle, zorunlu göç sürecinde hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyorum. 1989 yılı, Balkan Türkleri için yalnızca bir göç tarihi değildir. O yıl yaşananlar; soydaşlarımızın kimliğine, diline, inancına, kültürüne ve varlığına yönelik baskıların sonucunda ortaya çıkan büyük bir insanlık dramıdır. Bulgaristan'daki Türk ve Müslüman toplum, yıllarca süren asimilasyon politikalarına maruz bırakılmış; isimlerini değiştirmeye zorlanmış, ana dilini konuşması engellenmiş, kültürel ve dini değerlerini yaşatması baskı altına alınmıştır. Ancak tarih bize göstermiştir ki; köklü bir kimliği, güçlü bir kültürü ve sağlam bir inancı hiçbir baskı yok edemez. Balkan Türkleri, tüm zorluklara rağmen dilini, geleneklerini, örf ve adetlerini korumuş; atalarından devraldığı milli ve manevi değerleri gelecek nesillere aktarmayı başarmıştır” dedi.
1989 YILINDA YÜZBİNLCE SOYDAŞIMIZ ANAVATAN TÜRKİYE’YE SIĞINMAK ZORUNDA KALDI
Konuşmasını sürdüren Çavuşoğlu, “1989 yılında yüz binlerce soydaşımız, doğup büyüdükleri toprakları geride bırakarak anavatan Türkiye'ye sığınmak zorunda kaldı. Yanlarında taşıdıkları en büyük zenginlik ise ne mal varlıkları ne de eşyalarıydı. Onların en kıymetli sermayesi; Türk kimliği, vatan sevgisi, aile değerleri ve kültürel miraslarıydı. Türkiye Cumhuriyeti, o zor günlerde kapılarını ve gönlünü soydaşlarına açmış, dünyanın en büyük barışçıl nüfus hareketlerinden birinde tarihi bir insanlık örneği sergilemiştir. Bu nedenle devletimize ve milletimize şükran borçluyuz. Bugün aradan geçen yıllara rağmen o günlerin acıları hafızalarımızda canlılığını koruyor. Ancak bizler geçmişin acılarını geleceğin düşmanlıklarına dönüştürmek için değil; tarihten ders çıkarmak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek için anıyoruz” dedi.
BİZ SADECE TÜRKLÜĞÜMÜZÜ, İNANÇLARIMIZI KÜLTÜRÜMÜ YAŞAMAK İSTEDİK
Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin yaptığı konuşmada: “Biz Türk’üz Türk olduğumuz için de orada Türklüğümüzü yaşamak istedik inançlarımız vardı onları yaşamak istedik kültürümüz vardı kültürümüzü yaşamak istedik ancak malum serüvenleri hep beraber acı içerisinde yaşadık ve bir kısmımız 1930 da başlayıp 89'a kadar devam eden bir göçle karşı karşıya kaldık. Ben de 1978 yılında çocuk yaşta ülkemize sığınmış bir evladınız olarak memleketimize geldik. Tabii çok büyük acılarımız var bilinçaltımızda yatan yaralar var ancak Balkan insanının çok ilginç bir özelliği var, düştüğü yerden her zaman kalkmasını bilmiştir. Anavatana geldikten sonra da her zaman devletin kurallarına bayrağına marşına askerine değerlerine sahip çıkmıştır ve çalışkanlığıyla da yoktan var olmayı bilmiştir. Doktor olmuştur öğretmen olmuştur muhtar olmuştur Belediye başkanı olmuştur, milletvekili olmuştur iş adamı olmuştur ve ülkesine değer katmaya devam etmiştir. Ne kadar güçlü olduğumuzu ne kadar köklerimize bağlı olduğumuzu her zaman ülkemize milletimize sahip çıkarak göstermiş bir toplumuz. Bugün burada yapılan bu etkinliğin daha da büyümesini daha da büyük sesler getirmesini temenni ediyorum” dedi.
ÇORLU TARİH BOYUNCA HEM GÖÇ ALAN HEMDE GÖÇ VEREN BİN KENT OLDU
Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt yaptığı konuşmada: “Bugün tabii 1989 zorunlu göçünün Bulgaristan göçünün 37 yıl dönümünde aslında tarihe tanıklık eden büyüklerimizi mücadele edenleri saygıyla anmak ve ortak hafızaya sahip çıkmak için bir aradayız. Çorlumuz tarih boyunca hem göç alan hem de göç veren bir kent oldu tabii Balkanlardan gelen nice ailelerin umutlarına acılarına ve yeniden kurdukları hayallere ev sahipliği yaptı. Ancak 1989 yılında yaşanan zorunlu göç ise belki de bu tarihin en acılı anlarından bir tanesi. Çünkü 1989'da yaşanılanlar yalnızca bir göç olarak tarif edilebilecek b olay değildi, Bulgaristan’da yüzyıllardır yaşayan az önce başkanlarımız da ifade etti soydaşlarımızın isimlerinden dillerinden inançlarından ve kimliklerinden vazgeçmeleri istendi. Onlar ise sahip oldukları değerleri inkar etmek yerine doğdukları toprakları geride bırakmayı tercih ettiler. Şimdi hep beraberiz aslında şuna da şahitlik ediyoruz tarih haksızlıklar karşısında boyun eğenleri değil haksızlıklar karşısında inançlarına düşüncelerine haklarına sahip çıkanları yazıyor” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Trafolardaki Yazı Ve İlanlar Tepki Çekiyor
Şehir merkezinde bulunan elektrik ve telefon trafolarının üzerine yazı yazılması ve çeşitli ilanların yapıştırılması vatandaşların tepkisine neden oluyor.
Kamusal alanlarda görüntü kirliliği oluşturan bu durum, kent estetiğine zarar veriyor. Özellikle cadde ve sokakların yoğun olarak kullanıldığı bölgelerde bulunan trafoların üzerine yazılan yazılar, yapıştırılan afişler ve ilanlar kötü bir görüntü oluşturuyor. Vatandaşlar, şehrin farklı noktalarında benzer manzaralarla karşılaştıklarını belirterek bu durumun önüne geçilmesini istiyor. Trafoların bakım ve temizliğinin belirli aralıklarla yapılmasına rağmen kısa süre içerisinde yeniden yazı ve ilanlarla kaplandığını ifade eden çevre sakinleri, kamu malına zarar veren kişilere karşı daha sıkı denetim uygulanması gerektiğini dile getiriyor. Kent merkezinin daha düzenli ve temiz görünmesi için trafoların korunması gerektiğini vurgulayan vatandaşlar, görüntü kirliliğine neden olan bu tür davranışların şehir yaşamına yakışmadığını belirtiyor. Özellikle gelişigüzel yapıştırılan ilanların zamanla yıpranarak çevreye dağılması da ayrı bir çevre sorunu oluşturuyor. Vatandaşlar, ilgili kurumların trafolar üzerindeki yazı ve ilanları temizlemesinin yanı sıra bu tür uygulamaların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemleri almasını talep ediyor.
İMDAT ŞAHİN