Başarılı Voleybolcular Kaymakam Erten'i Ziyaret Etti
Şahinler Ortaokulu Kız Voleybol Takımı Çorlu Kaymakamı Niyazi Erten’i makamında ziyaret etti.
Türkiye finallerine katılan son 8 takım arasına giren Şahinler Ortaokulu Kız Voleybol Takımı Çorlu Kaymakamı Niyazi Erten’i ziyaret etti. Önceki yıllarda da benzer başarılar elde eden kız voleybol takımı başarılarına devam ediyor. Ziyaretle ilgili Çorlu Kaymakamlığından yapılan açıklamada: Şahinler Ortaokulu Küçük Kız Voleybol Takımı, Aksaray’da gerçekleştirilecek Türkiye Finalleri’nde son 8 takım arasına girmiştir. Öğrencilerimiz, Kaymakamımız Niyazi Erten’i ziyaret etti. Kaymakamımız, öğrencilerimizi tebrik ederek Türkiye Finalleri’nde başarılar diledi” ifadelerine yer verdi.
İMDAT ŞAHİN
Saadet Partisi'nden Basın Özgürlüğüyle İlgili Açıklama
Saadet Partisi Çorlu İlçe Başkanı Aytuğ Aslan basın özgürlüğüyle ilgili açıklama yaptı. Aslan, “Hiçbir demokratik ülkede basın özgürlüğü kısıtlanamaz” dedi.
Partisinin basın özgürlüğüyle ilgili hazırladığı raporu paylaşan Aytuğ Aslan Türkiye'de basın özgürlüğü son yıllarda belirgin şekilde gerilemiş; gazeteciler artan siyasi, hukuki ve ekonomik baskılar altında çalışmak zorunda kalmıştır. Haber yapan gazeteciler soruşturmalar, tutuklamalar ve çeşitli adli kontrol tedbirleriyle karşı karşıya kalırken, bu durum gazeteciliğin kriminalize edilmesine yol açmaktadır. Aynı zamanda düşük ücretler, iş güvencesizliği ve ekonomik baskılar oto-sansürü artırmaktadır. Medya kuruluşlarına yönelik para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engelleri de basının bağımsızlığını zayıflatmaktadır. Tüm bu gelişmeler, yalnızca gazetecileri değil, toplumun doğru ve özgür bilgiye ulaşma hakkını da olumsuz etkilemekte; uluslararası raporlar da Türkiye'nin basın özgürlüğü açısından düşük bir seviyede olduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerine yer verdi.
TÜRKİYE'DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GİDEREK DARALMAKTADIR
Saadet Partisi Çorlu İlçe Başkanı Aytuğ Aslan, “Hiçbir demokratik ülkede basın özgürlüğü kısıtlanamaz; basın özgür değilse o ülkenin demokratik niteliğinden söz etmek mümkün değildir. Basın, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan temel araçlardan biri olup, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurudur. Türkiye'de son yıllarda basın özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler, bu temel ilkenin ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir. Basına ve gazetecilik mesleğine yönelik baskı, engelleme ve cezai yaptırımların olağan hale gelmesi, demokratik değerler açısından oldukça kaygı verici bir tablo ortaya koymaktadır. Türkiye'de basın özgürlüğü giderek daralmaktadır. Gazeteciliğin temel işlevi olan haber takibi yapmak ve kamuoyunun bilgiye erişimini sağlamak, fiili engellemeler ve artan ceza baskısı nedeniyle ciddi biçimde zorlaşmıştır. Bağımsız şekilde araştıran, soruşturan ve elde ettiği bilgileri kamuoyuna aktaran gazeteciler doğrudan hedef haline gelmektedir. Bu durum, ülkede sistematik bir baskı ortamının ve cezalandırma kültürünün oluştuğunu açıkça göstermektedir” dedi.
GAZETECİLER ÖNEMLİ EKONOMİK SORUNLARLA KARŞI KARŞIYA
Aytuğ Aslan, “Basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca doğrudan sansür ile sınırlı değildir. Ekonomik baskılar, iş güvencesizliği ve idari yaptırımlar da gazetecilerin çalışma alanını daraltan önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Gazetecilerin ekonomik koşulları, basın özgürlüğünün önemli belirleyicilerinden biridir. Gazetecilerin büyük bölümü yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Ücretler enflasyon karşısında hızla değer kaybetmektedir. Yerel medya çalışanlarının önemli bir kısmı asgari ücretin altında gelir elde etmektedir. Bu koşullar, gazetecilerin mesleklerini bağımsız biçimde icra etmelerini zorlaştırmaktadır. Geçim kaygısı ve işten çıkarılma korkusu, gazeteciler üzerinde dolaylı bir baskı oluşturmakta ve oto-sansürün yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Türkiye'de gazeteciler, ceza yargılamalarının rutinleştiği bir ortamda mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadır. Gazeteciler çoğu zaman yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklanmaktadır. Gazeteciler yalnızca tutuklamalarla değil, yoğun bir yargı baskısıyla da karşı karşıyadır. Temelsiz soruşturmalar ve iddianameler yaygın hale gelmiştir. Tutuklama kararları dışında kalan gazeteciler de çeşitli adli kontrol tedbirlerine maruz bırakılmaktadır. bu tedbirler arasında: Ev hapsi, Yurtdışı çıkış yasağı, İmza yükümlülüğü Bu durum, gazetecilerin fiilen cezalandırılmasına ve mesleklerini özgürce icra edememesine neden olmaktadır. Yargı süreçleri, yalnızca hukuki bir mekanizma olmaktan çıkıp baskı aracına dönüşmektedir” dedi.
DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ENDEKSİNE GÖRÜ TÜRKİYE 180 ÜLKE ARASINDA 159. SIRADA
Açıklamanın devamında; “Yapılan haberler: Soruşturma konusu haline getirilmekte Gazeteciler cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu durum, gazetecilik mesleğinin doğrudan hedef alındığını ve ifade özgürlüğünün Sınırlandırıldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu uygulamalar, Anayasa'da güvence altına alınan basın özgürlüğünün fiilen yok sayılması anlamına gelmektedir. Basın özgürlüğünü sınırlayan bir diğer unsur, medya kuruluşlarına yönelik idari ve ekonomik müdahalelerdir. Para cezaları, Resmî ilan kesme yaptırımları, İnternet sitelerine erişim engelleri Bu uygulamalar, özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmakta ve editoryal bağımsızlıklarını olumsuz etkilemektedir. Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik baskılar uluslararası alanda da dikkat çekmektedir. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre: Türkiye, "çok vahim" kategorisinde yer almaktadır. 180 ülke arasında 159. sıradadır. Bu veriler, Türkiye'de gazetecilik faaliyetlerinin zor ve riskli koşullarda yürütüldüğünü uluslararası düzeyde de teyit etmektedir. Türkiye'de basın özgürlüğü çok boyutlu bir kriz içindedir. Bu kriz üç temel alanda yoğunlaşmaktadır: Hukuki baskılar: Tutuklamalar, soruşturmalar ve davalar, Ekonomik sorunlar: Düşük ücretler ve yoksulluk, Yapısal problemler: Güvencesiz çalışma Gazetecilerin yargı kararları ve idari yaptırımlar aracılığıyla baskı altına alınması, yalnızca meslek grubunu değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilemektedir. Sonuç olarak, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi; hukuki güvencelerin sağlanması, gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve bağımsız medya ortamının desteklenmesi ile mümkündür. Aksi halde, demokrasinin korunması ve geliştirilmesi mümkün olmayacaktır” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Derinleşen Çukuru Belediye Görmüyor Mu?
Kemalettin Mahallesi Fabrika Aralığı Sokak üzerinde bulunan ve bir türlü yapılmayan çukur giderek derinleşiyor.
Şehir içinde araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu bir noktada oluşan çukur, her geçen gün büyüyerek tehlike saçmaya devam ediyor. Yolun orta kısmında meydana gelen bozulma, sürücüler için ciddi risk oluştururken, yayaların da geçişini zorlaştırıyor. Özellikle yağışlı havalarda daha da belirgin hale gelen çukur, araçların ani manevra yapmasına neden oluyor. Bu durum hem maddi hasarlı kazalara davetiye çıkarıyor hem de trafikte aksamalara yol açıyor. Asfaltın tamamen aşındığı ve zeminin çökmeye devam ettiği bölgenin biran önce yapılması bekleniyor. Bölgede bulunan esnaf ve vatandaşlar, sorunun uzun süredir devam ettiğini belirterek belediyeye çağrıda bulundu. Çukurun biran önce kapatılması gerektiğini belirten vatandaşlar, belediyeye tepki gösterdi. Her gün onlarca aracın geçtiği bu noktada yaşanabilecek olası kazalar, endişeleri artırıyor. Vatandaşlar, daha büyük sorunlar yaşanmadan gerekli onarımın bir an önce yapılmasını talep ediyor.
İMDAT ŞAHİN