Emekçilerin Sesi Meydanlarda Yükselecek
Hak İş Konfederasyonu Tekirdağ İl Başkanı aynı zamanda Öz Gıda İş Sendikası Çorlu Şube Başkanı Cüneyt Aydın, “Savaşa hayır, birlik, mücadele ve dayanışma günü” diyerek 1 Mayıs’ı kutladı.
“Emeğin hakkını savunmak için omuz omuza yürüdüğümüz 81 ildeki ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki teşkilat mensuplarımızın, Dünyanın dört bir yanında savaşa, soykırıma, zulme ve sömürüye rağmen haklarından vazgeçmeyen tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun” diyen Cüneyt Aydın, Bugün 1 Mayıs’ta emeğin hak ettiği değeri görmesi, çalışma hayatında adaletin güçlendirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ancak barış, kardeşlik ve toplumsal dayanışma yoluyla mümkün olacaktır. Bizler bugün burada; savaşa, zulme, sömürüye ve adaletsizliğe karşı ses yükseltmek; birlik, mücadele ve dayanışma irademizi meydanlardan haykırmak için bir aradayız” dedi.
ÜCRETTE ADALET, VERGİDE HAKKANİYET, İŞTE GÜVENCE VE SOSYAL ADALET İÇİN MEYDANLARDAYIZ
“HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, şiddetin, terörün, savaşın ve her türlü çatışma ortamının karşısında, barışın, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokratik zeminde güçlenen Terörsüz Bir Türkiye’nin yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz” diyen Aydın “Ücrette adalet, vergide hakkaniyet, işte güvence ve sosyal adalet için meydanlardayız. Tüm emekçilerin ücretlerinin enflasyona karşı korunmasını, emekçilerin ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın artırılmasını, refahın adil paylaşılmasını istiyoruz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını; aile yükümlülüklerini dikkate alan adil, hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir vergi sisteminin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Sendikal hak ve iş güvencesi emeğin güvencesidir; emeğin güvencesi için teşkilatımızla birlikte alanlardayız. Sendikal hakların güçlendirilmesini, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını ve sendikalı işyerlerinin teşvik edilmesini istiyoruz. Toplu iş sözleşmesi yetki tespit sürecinin hızlı, şeffaf ve adil biçimde sonuçlandırılmasını; tüm çalışanlar için güçlü ve etkin bir iş güvencesi sisteminin kurulmasını talep ediyoruz. İşe iade davalarının ivedilikle sonuçlanmasını, çalışma hayatındaki uyuşmazlıklarda işçi haklarını esas alan etkili bir çözüm mekanizmasının oluşturulmasını istiyoruz. Haksız yere işinden edilen emekçilerin işlerine dönmesi için yürütülen haklı sendikal mücadeleyi selamlıyor; grevde, direnişte ve hak mücadelesinde olan tüm sendikalarımızı ve emekçilerimizi desteklediğimizi ifade ediyoruz” dedi.
HAK İŞ TALEPLERİNİ SIRALADI
Açıklamasını sürdüren Cüneyt Aydın, “Emeğin ve emekçilerin sesi olarak taleplerimizi meydanlarda haykırıyoruz. Kıdem tazminatı yeni güvenceler ile geliştirilerek korunsun istiyoruz. Kayıt dışı istihdamla mücadele güçlendirilmeli, çocuk işçiliği ve istismarı tamamen önlenmelidir. Kadın, genç ve engellilerin istihdama katılımı artırılmalı; eğitim-istihdam geçişi ve staj/çıraklık süreçleri güvence altına alınmalıdır. Dijitalleşme ve iklim politikalarında adil geçiş sağlanmalı; çalışanlar eğitimle desteklenmeli ve yeşil işler artırılmalıdır. Göçmen ve mültecilere yönelik uyum odaklı politikalar geliştirilmelidir. İş Mevzuatının güncel sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesini istiyoruz. Ev işçileri, bakım işçileri ve tarım işçileri başta olmak üzere atipik çalışanların sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesini, iş hukuku haklarına erişimlerinin sağlanmasını ve sendikal engellerin kaldırılmasını istiyoruz. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlendiği, belgeli çalışma kültürüne sahip, güvenli ve sağlıklı işyerleri istiyoruz. ILO’nun C-190 sayılı Sözleşmesi onaylanmalı, işyerlerinde şiddet, mobbing ve tacize karşı sıfır tolerans politikası hayata geçirilmelidir. Sosyal diyalog mekanizmaları güçlendirilmeli, Ekonomik ve Sosyal Konsey ile üçlü yapılar etkin şekilde işletilmelidir. Emeklilik mevzuatının adil ve gelir güvencesi sağlayacak şekilde iyileştirilmesini istiyoruz. Çalışamayan veya geliri yetersiz vatandaşlarımıza bireyi esas alan düzenli asgari gelir yardımı sistemi kurulmasını talep ediyoruz. Tüm kamu işçilerinin sesi olarak meydanlardan bir kez daha sesleniyoruz. 696 Sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan işçilerin kadroya alınmasını istiyoruz. 6772 sayılı Kanun uyarınca mahalli idarelerin iştiraklerinde veya şirketlerindeki işçiler için 52 günlük ilave tediyelerin ödenmesini istiyoruz. 696 Sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin özlük haklarının iyileştirilmesini, tayin, nakil ve becayiş haklarına ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yasal bir düzenlemenin ivedilikle yapılmasını istiyoruz. Kamu işçileri arasındaki ücret ve statü farklılıklarının giderilmesini istiyoruz. Başta ÇAYKUR olmak üzere, mevsimlik işçilerin mevcut 6 aylık çalışma süreleri yerine, 11 ay 29 güne kadar çalışabilecekleri kalıcı ve sürdürülebilir bir modelin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan mevsimlik, geçici ve kampanya işçilerinin iş akitlerinin askıda olduğu dönemler için sosyal güvenlik ve gelir desteği mekanizmalarının oluşturulmasını istiyoruz. HAK-İŞ olarak biz; daha fazla dayanışma, daha çok refah, güvenceli istihdam, güçlü sosyal güvenlik, sağlam iş güvencesi ve gerçek bir sosyal adalet için mücadele ediyoruz. Tüm emekçileri örgütlü mücadelenin çatısı altında birleşmeye davet ediyoruz. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırıları kınıyoruz. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliği kırmızıçizgimizdir. Okullarda meydana gelen bu saldırıların tekrar yaşanmaması için sorunun tüm tarafların iş birliğiyle kalıcı bir biçimde çözülmesini istiyoruz” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Ergene'de Yaza Hazırlıklar Tüm Hızıyla Sürüyor!
Ergene Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, yaz mevsimi öncesinde ilçe genelinde kapsamlı bakım çalışmalarına başladı.
Yaz mevsimi öncesinde ilçe genelinde kapsamlı bakım çalışmalarına başlayan Ergene Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tüm mahallelerde sürdürülen çalışmalar kapsamında ot biçme ve ilaçlama faaliyetleri aralıksız devam ediyor. Vatandaşların daha temiz, sağlıklı ve güvenli alanlarda vakit geçirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, parklar, yeşil alanlar, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarında yoğunlaştırıldı. Ekipler, özellikle yaz aylarında artış gösteren haşere ve yabani otlara karşı düzenli olarak ilaçlama yaparken, çevre düzeni ve estetik görünüm için de ot biçme çalışmalarını titizlikle sürdürüyor.
VATANDAŞ VE ÇEVRE SAĞLIĞI ÖNCELİĞİMİZ!
Çevre sağlığının korunmasının öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Başkan Müge Yıldız Topak, “Amacımız, vatandaşlarımızın daha temiz, düzenli ve yaşanabilir bir Ergene’de hayatlarını sürdürmelerini sağlamak. Bu doğrultuda çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. Hemşerilerimizin yaz aylarını daha sağlıklı ve konforlu bir çevrede geçirmesi için ekiplerimiz sahada yoğun bir şekilde çalışıyor. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerimiz, ilçemiz genelinde ot biçme ve ilaçlama çalışmalarını planlı bir şekilde sürdürüyor.” şeklinde konuştu.
Kut'ül Amare Zaferi'nin 110. Yılı Kutlandı
Çanakkale Zaferi’nden sonra en büyük zafer olarak adlandırılan Kut'ül Amare Zaferi’nin 110. Yıl dönümünde kutlama töreni düzenlendi.
Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen kutlama töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Erdoğan, AK Parti Çorlu İlçe Başkanı Ali İhsan Şahpaz, okul müdürleri, STK temsilcileri, öğretmenler, veliler ve öğrenciler katıldı. 29 Nisan 1916 yılında kazanılan Kut’ül Amare Zaferi’nin 110. yıl dönümü nedeniyle Çorlu Mimar Sinan Lisesi’nin hazırladığı gösteriler büyük beğeni topladı.
ÇORLU MİMAR SİNAN LİSESİ’NİN HAZIRLADIĞI GÖSTERİLER BÜYÜK BEĞENİ ALDI
Kut’ül Amare Zaferinin 110. Yıl dönümü sebebiyle Çorlu Mimar Sinan Lisesi öğretmen ve öğrencilerinin hazırladığı program büyük beğeni aldı. Programda “Çöle Yazılan Zafer: Kut’ül Amare” tiyatral gösteri izleyicilerden büyük beğeni topladı. Öğrenciler tarafından hazırlanan gösteride tiyatrodan, müzikal gösterilere kadar birçok unsur yer aldı.
KUT’ÜL AMARE ÇANAKKALE DESTANININ ARDINDAN TARİHİMİZDE KAZANDIĞIMIZ EN BÜYÜK ZAFERLERDEN BİRİDİR
Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Çorlu Mimar Sinan Lisesi Tarih Öğretmeni Aylil Bilican, “Bugün 29 Nisan, bu tarih aynı zamanda geçmişimizde önemli bir tarihin de 110. Yıl dönümü, Kut’ül Amare Zaferi 29 Nisan 1916’da yaşanmış olan ve Osmanlı Devletinin son 200 yıl içerisinde kazanmış olduğu Çanakkale destanının ardından tarihimizde kazandığımız en büyük zaferlerden biridir. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacak diyen Halil Kut Paşa’nın bu sözleri zaferin büyüklüğünü bize anlatmaktadır. Kut’ül Amare sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda inanç, fedakarlık ve vatan sevgisinin İngiliz teknolojine ve ordusuna karşı da zaferidir. Yer Irak’ın güneyinde Dicle Nehri kıyısında bir kasaba Kut, O gün Osmanlı ordusu İngilizlere karşı öyle bir destan yazdı ki İngiliz tarihçileri bile bunu İngiltere için en büyük utanç olarak kaydetmiştir. 1. Dünya Savaşanda mücadele verdiğimiz cephelerden biri olan Irak cephesinde Irak petrollerini ele geçirmeyi amaçlayan İngilizler 6 Kasım 1914 tarihinde Basra Körfezinde Şattül Arap ağzındaki Fav mevkiine asker çıkararak saldırıya geçmişlerdir. Daha sonra bu saldırılarını kuzeye doğru genişletmişlerdir. İngilizler 3 Haziran 1915 tarihinde Kut’ul Amareyi Temmuz Ayı sonlarına doğru da Nasiriye'yi işgal etmişlerdir. Fakat Halil Paşa ve askerleri "Buraya kadar demişler "ve 4 ay 23 gün süren bir kuşatmayı başlatmışlardır” dedi.
KUT’ÜL AMARE, SADECE BİR SAVAŞ ALANI DEĞİL; AYNI ZAMANDA BİR İRADENİN, RUHUN VE BİR DURUŞUN SİMGESİDİR
Konuşmasını sürdüren Aylil Bilican, “Açlık, susuzluk, hastalık tüm bunlara rağmen, 23 Kasım 1915'de ileri harekâta geçen Türk Birlikleri, Halil Kut Paşa önderliğinde, General Towshned komutasındaki İngiliz ordusunu geri püskürterek, Kut'ül Amarede, çember içerisine almayı başarmışlardır. Kut'ül Amareyi, bir kale gibi savunan İngiliz Genarali Towshend, 29 Nisan 1916'da teslim olmak zorunda kalmıştır. Türk Ordumuz, Kut'ül Amare'de İngilizlerden; başta, Tümen Komutanı, General Towshend olmak üzere, 5 general, 481 subay ve 13 bin 300'den fazla İngiliz askerini esir almışlardır. Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa; Kut'ül Amare zaferi sonrasında, 6. Orduya yayımladığı mesajında şunları ifade etmiştir. "Arslanlar! Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında, şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek, cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum, gerek Kut karşısında ve gerekse Kut'u kurtarmaya gelen ordular karşısında, 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat; buna karşılık bu gün Kut'ta 5 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de, 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca; cihanı hayretlere düşürecek kadar, büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte; Osmanlı sebatının, İngiliz inadını kırdığı Birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz. Kut’ül Amare zaferini müteakiben, diğer bir direnişin önemli bir basamağını da, Hicaz- Yemen cephesinde Medine müdafaası ile destanlaşan Fahrettin Türkkan Paşanın liderliğinde, İngiliz destekli Arap isyancılara karşı yürütülen mücadele olmuştur. Fahrettin Paşa, tüm imkânsızlıklara rağmen Medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca savunarak, büyük bir askeri başarıya imza atmıştır. Kutsal topraklarımız olan, Mekke ve Medine'yi, tüm zorlulara rağmen savunmuş, teslim emri gelmesine rağmen kutsal topraklara sadakatle direnmiştir. Kutsal emanetlerimizin yağmalanmasını önlemek amacıyla, bu emanetlerimizi 2.000 bin asker korumasında, İstanbul'a göndermiştir. Ruhları şad olsun. Bu toprakları bize vatan kılan; Çanakkale'de, Kut'ta ve nice cephelerde, canını feda eden aziz şehitlerimizi, Süleyman Askeri Beyi, Nurettin Paşayı ve Halil Kut Paşa'yı minnet ve rahmetle anıyoruz. Ve diyoruz ki ; İnanç varsa, birlik varsa, vatan sevgisi varsa, imkansız diye bir şey yoktur. Kut’ül Amare, sadece bir savaş alanı değil; aynı zamanda bir iradenin, ruhun ve bir duruşun simgesidir” dedi.
İMDAT ŞAHİN