Trai̇der'den 6 Şubat Depremi Konferansı
Trakya Anadolu İş İnsanları ve Girişimcileri Derneği (TRAİDER) 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde “deprem bilinci ve bölgesel risk yönetimi” konulu konferans düzenledi.
Namık Kemal Üniversitesi TBMYO İnşaat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Ünal Yümün’ün sunum yaptığı konferansta deprem riskleri ve deprem bilinci üzerine konuşma yaptı. Fay hatlarını zemin yapılarının konuşulduğu konferansta dernek başkanı Nimetullah Eren’de bir konuşma yaptı. Eren konuşmasında “Trakya İş İnsanları Derneği olarak, 6 Şubat 2023’te yaşadığımız ve hepimizin yüreğinde derin izler bırakan deprem felaketinin yıl dönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. On binlerce can kaybına yol açan bu büyük acıyı unutmadığımızı, unutturmayacağımızı ve dersler çıkarma sorumluluğumuzu taşıdığımızı bir kez daha ifade etmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
UMUDUMUZ; ACILARIMIZDAN DERS ÇIKARARAK DAHA GÜVENLİ, DAHA BİLİNÇLİ VE DAHA DAYANIKLI BİR TOPLUM İNŞA EDEBİLMEKTİR
Konuşmasını sürdüren TRAİDER Başkanı Nimetullah Eren, Bu felaket bize yalnızca kayıplarımızı değil; dayanışmanın, bilimin, hazırlıklı olmanın ve sorumluluk almanın ne kadar hayati olduğunu da gösterdi. İş dünyası, akademi ve toplum olarak hepimize düşen görevler var. Bugün burada olmamızın en önemli nedeni de bu farkındalığı canlı tutmak ve doğru bilgiyi doğru kişilerden dinlemek. Bu anlamlı programda bizleri kırmayarak aramıza katılan, Namık Kemal Üniversitesi’nden çok değerli hocalarımız Sayın Prof. Dr. Zeki Ünal Yümün ve Sayın Dr. Cemil Özkan’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Kendileri bizlerle deprem gerçeği, risklerimiz ve alınması gereken önlemler konusunda çok kıymetli bilgiler paylaşacaklar. Bilimsel bakış açılarıyla bizlere yol gösterecek olmalarından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu vesileyle, 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, geride kalan ailelerine ve milletimize bir kez daha sabır diliyorum. Umudumuz; acılarımızdan ders çıkararak daha güvenli, daha bilinçli ve daha dayanıklı bir toplum inşa edebilmektir” dedi.
İMDAT ŞAHİN
“Bugün, Dünden Daha Hazir Deği̇li̇z”
6 Şubat depreminin yıl dönümünde açıklama yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Çorlu Şube Başkanı Engin Beyazyıldız, “Riskler biliniyor, önlem alınmıyor, 6 Şubat depreminin 3. Yılında bugün, dünden daha hazır değiliz” ifadelerine yer verdi.
6 Şubat Depreminin yıl dönümünde açıklama yapan Engin Beyazyıldız, On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat Depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz; geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinci ve ülkemizin güvenli geleceği için bu tarihi, yalnızca bir anma günü olarak görmüyor, depremlerin 3. yıl dönümünde ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma gereği duyuyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir” dedi.
TÜRKİYE’DEKİ YAPI STOKUNUN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜNÜN HÂLÂ YÜKSEK DEPREM RİSKİ ALTINDA OLDUĞU BİR SIR DEĞİLDİR
Açıklamasının devamında Beyazyıldız, “Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüklerindeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine aynı yıl içinde 23 Nisan tarihinde bu kez Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış, depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir” dedi.
BİLİMİ, PLANLAMAYI VE DENETİMİ DIŞLAYAN, RANTI EGEMEN KILAN BU YAKLAŞIM, ÇARESİZLİĞİN VE YETERSİZLİĞİN DEĞİL, SİYASAL BİR TERCİHİN ESERİDİR
“Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm politikaları ise, deprem riskini azaltmaktan çok, çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir” diyen Engin Beyazyıldız, “Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmış; özellikle dar gelirli yurttaşların yaşadığı bölgelerde dönüşüm ya hiç başlamamış ya da sürdürülebilir biçimde ilerlememiştir. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Silivri Depreminden sonra en çok tartışma konusu olan deprem toplanma alanları meselesi de benzer bir plansızlığın göstergesidir. Birçok kentte bu alanların sayısı yetersizken mevcut olanların bir kısmının ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı çeşitli yerel yönetimler tarafından açıklanmıştır. Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Deprem Toplanma Alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir. Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan, rantı egemen kılan bu yaklaşım, çaresizliğin ve yetersizliğin değil, siyasal bir tercihin eseridir. Bugün üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde sorunlar hâlâ devam etmektedir. Yaşamını geçici barınma alanlarında sürdürmeye devam eden yurttaşların barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunları tam olarak çözülebilmiş değildir. Yeniden inşa süreci, yalnızca binaların yapılmasıyla sınırlı tutulmakta; kentlerin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunun yeniden kurulması göz ardı edilmektedir. Oysa deprem sonrası iyileşme, uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreçtir. Üstelik depremin hemen ardından 319 bini 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konutun depremzedelere teslim edileceği vaat edilmişken, 3. yılın sonunda nihayet 455 bin bağımsız bölüm teslim edilmiş ve bununla birlikte hedefe ulaşıldığı ilan edilmiştir” dedi.
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YAPILMASI GEREKENLERİ SIRALADI
Deprem konusunda yapılması gerekenleri sıralayan İnşaat Mühendisleri Odası Çorlu Şube Başkanı Engin Beyazyıldız, “TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Ergene'de Öğrenciler Yarıyıl Tatilini Dolu Dolu Yaşadı!
Ergene Belediyesi, ilçedeki çocukların yarıyıl tatillerini verimli ve keyifli bir şekilde geçirmeleri için düzenlediği tiyatro etkinliklerine binlerce öğrenci katıldı.
Ergene Belediyesi tarafından yarıyıl tatil döneminde öğrencilere yönelik düzenlenen tiyatro etkinliklerine binlerce öğrenci katıldı. 17 Mahalleyi kapsayan etkinliklerde öğrenciler Serkan Akarslan’ın hazırladığı ve sahnelediği ‘Elmalı Korsan’ eğitici ve öğretici oyuna katılarak öğrencilere yarıyıl tatil hediyesi vermek istediğini söyleyen Ergene Belediyesi Başkanı Müge Yıldız Topak, “Bugün burada sadece bir tiyatro izlemek için değil hayal kurmak, gülmek ve birlikte güzel anılar biriktirmek için bir aradayız. Bir dönemi emek vererek tamamladınız. Hepinizle gurur duyuyorum. Okulları gezdiğimde çocuklarımdan söz istemiştim. Anne ve babalarını hiç üzmediler, öğretmenlerini üzmediler ve derslerine sıkıca çalıştılar. Benim çocuklarım Müge Ablalarına verdikleri sözü tuttu. Bende karnelerinizin hediyesi olarak sizlere küçük ama kalpten gelen bir sürpriz yapmak istedim. Tiyatro düş gücümüzü besler, kalbimizi zenginleştirir ve bize dünyaya farklı pencerelerden bakmayı öğretir. Gülüşleriniz çoğalsın, hayalleriniz hiç küçülmesin. Hepinizi çok seviyorum çocuklarım.” ifadelerini kullandı.
Düzenlenen etkinliklere çocukları ile birlikte katılan aileler, Ergene Belediyesi Başkanı Müge Yıldız Topak’a duydukları memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti.