Yine Çökme, Yine Tehlike!
Reşadiye Mahallesi Gölcük Meydanı Sokak üzerindeki kaldırımda meydana gelen çöküntü tehlike yarattı.
Çorlu’nun şehir merkezinde bulunan rögar bacalarının çökmesi tehlike yaratmaya devam ediyor. Rögar bacalarının yanında meydana gelen çöküntüler nedeniyle vatandaşlar büyük zorluk yaşıyor. Yaşanan çöküntülerin önüne bir türlü geçilemezken, yaşanan sorun giderek artıyor. Rögar bacalarının çökmesinin önüne geçilmesini isteyen vatandaşlar kalıcı çözüm bekliyor. Gölcük Meydanı Sokak üzerinde meydana gelen çöküntü nedeniyle vatandaşlar büyük zorluk yaşarken duruma esnaflarda tepki gösteriyor.
RÖGAR BACALARININ YANINDAKİ ÇÖKÜNTÜLERİN ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR”
Rögar bacalarının yanında meydana gelen çöküntülerin bir türlü önüne geçilemediğini belirten duyarlı vatandaşlar gazetemize konuştu: “Çorlu’da maalesef rögar bacalarının yanındaki çökmelerin bir türlü önüne geçilemiyor. Sürekli çökmeler yaşanıyor ve kaldırımlarda meydana gelen çöküntüler vatandaşlar için büyük sorun oluşturuyor. Bu sorunun kalıcı olarak önüne geçmesini bekliyoruz” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Okul Yöneticileri ‘Yapay Zeka Zirvesine' Katıldı
Çorlu’da görev yapan okul yöneticileri "Eğitimde Lider Yönetici" projesi kapsamında III. Eğitimde Yapay Zekâ Zirvesine katıldı.
Konuyla ilgili Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada: “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün ilçemizde görev yapan okul yöneticilerine yönelik başlatmış olduğu "Eğitimde Lider Yönetici" Projesi kapsamında okul yöneticilerimiz III. Eğitimde Yapay Zekâ Zirvesine katıldı. Eğitimde yapay zekâ uygulamalarının çok boyutlu olarak ele alındığı zirvede, alanında uzman isimlerin katılımıyla çeşitli oturumlar ve değerlendirmeler gerçekleştirildi. Programda konuşan Bakan Yardımcısı Bilal Macit, yapay zekânın ülkelerin rekabet gücünü ve eğitim politikalarını doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olduğuna dikkat çekti. Eğitim sistemlerinin bu dönüşüme uyum sağlamakla kalmayıp yön verecek şekilde yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Macit, özellikle erken yaşlardan itibaren teknoloji okuryazarlığının güçlendirilmesinin ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinin önemine işaret etti. Macit, Türkiye'nin yapay zekâ alanında güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu belirterek, eğitimde atılan bu adımların ülkenin geleceği açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti” bilgilerine yer verildi.
İMDAT ŞAHİN
“Avukatlar Hak Ve Özgürlüklerin Sözcüsüdür”
5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle düzenlenen törende konuşan Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gücün, avukatlar, hak ve özgürlüklerin sözcüsü ve hukunun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür” dedi.
5 Nisan Avukatlar Günü Sebebiyle Atatürk Meydanı’nda tören düzenlendi. Törene Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, CHP çorlu İlçe Başkanı Mert Yılmaz ve avukatlar katıldı. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün avukatlık mesleğinin tarihsel sürecine değinerek, son dönemde avukatların yaşadıkları sorunları da sıraladı. Avukatların yargının kurucu unsuru olduğunu belirten Gürcün bağımsız ve güçlü bir savunma makamı, hukuk devletinin vazgeçilmez şartı, yargının kurucu unsurudur. Savunmanın zayıfladığı bir yerde, adalete erişim hakkı zedelenir, hak arama özgürlüğü daralır, adil yargılanma hakkı yalnızca kağıt üzerindeki bir ifade olarak kalır” ifadelerine yer verdi.
AVUKAT HERKESİN SUSTUĞU YERDE KONUŞAN, HERKESİN ÇEKİLDİĞİ YERDE UZANAN ELDİR
Törende konuşan Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, “Bugün burada, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak bir aradayız. 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlarken aynı zamanda adalet arayışının, hak ve özgürlük mücadelesinin ve hukuk devletinin en temel güvencelerinden birini konuşuyoruz. Avukatlar, yalnızca bir mesleğin mensupları değildir. Avukatlar, kökleri tarihin derinliklerine uzanan ve devletin temeli olan adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür. Bizler, yurttaşın sesi, hukukun vicdanı ve adaletin sahadaki temsilcileriyiz. Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevindeyken avukatına yazdığı şiir, savunmanın ne anlama geldiğini tek başına anlatmaktadır. “Herkesin sustuğu yerde konuşan, herkesin çekildiği yerde uzanan eldir avukat.” Bu nedenle açıkça ifade etmek gerekir ki, bağımsız ve güçlü bir savunma makamı, hukuk devletinin vazgeçilmez şartı, yargının kurucu unsurudur. Savunmanın zayıfladığı bir yerde, adalete erişim hakkı zedelenir, hak arama özgürlüğü daralır, adil yargılanma hakkı yalnızca kağıt üzerindeki bir ifade olarak kalır” dedi.
AVUKATLIK MESLEĞİ YALNIZCA EKONOMİK SORUNLARLA DEĞİL, AYNI ZAMANDA ARTAN ŞİDDET VE BASKILARLA DA KARŞI KARŞIYADIR
Konuşmasını sürdüren Gürcün, “Bugün bu anlamlı günde, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu tüm açıklığıyla ortaya koymak da zorundayız. Son yıllarda plansız biçimde açılan hukuk fakülteleri ve kontrolsüz kontenjan artışları, hukuk mesleklerinin niteliğini ve adalet hizmetlerinin kalitesini olumsuz etkilemiştir. Mesleğe girişten staj sürecine, mesleğin icrasından ekonomik koşullara kadar uzanan bu sorunlar, artık yapısal bir hal almıştır. Bu nedenle, hukuk eğitiminde kalite standartlarının yükseltilmesi, kontenjanların azaltılması, başarı sıralamasının yukarı çekilmesi ve akreditasyon sistemine geçilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı şekilde, stajyer avukatların nitelikli eğitim ve ekonomik haklarının güvence altına alınması, kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesi, bağlı çalışan avukatların ücret ve çalışma koşullarının mesleğin vakarına uygun şekilde güvence altına alınması, serbest çalışan avukatların sosyoekonomik koşullarının güçlendirilmesi de gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Avukatlık mesleği yalnızca ekonomik sorunlarla değil, aynı zamanda artan şiddet ve baskılarla da karşı karşıyadır. Ne yazık ki, meslektaşlarımız hemen hemen her gün görevlerini yerine getirirken hedef haline gelmekte, fiziksel ve sözlü saldırılara maruz kalmaktadır. 7 Ocak 2026 tarihinde meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’ın, yalnızca görevini yaptığı için uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, bu acı gerçeğin en somut ve en ağır örneklerinden biridir. Bu acı olayın yanı sıra, savunma makamı üzerindeki baskının farklı biçimlerde devam ettiğini de üzülerek görmekteyiz. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan’ın mesleki faaliyetleri gerekçelendirilerek tutuklu bulunması, savunma makamına yönelik müdahalelerin geldiği noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılması hatta katledilmeleri yalnızca bireysel bir olay olarak değerlendirilemez, bu durum doğrudan doğruya savunma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Bu anlayışın yerleşmesi halinde, adil yargılanma hakkının güvencesi olan savunmanın etkinliğinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, avukatların mesleklerini bağımsız, özgür ve güvenli şekilde icra edebilmeleri için gerekli tüm koşulların sağlanması bir zorunluluktur” dedi.
EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ, MESLEKTAŞ DAYANIŞMASIDIR
Konuşmanın sonunda Egemen Gürcün, “Bu çerçevede, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” nin ülkemiz tarafından imzalanması ve hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha buradan dile getiriyoruz. Yargı sisteminin sorunlarını, avukatlık mesleğinin sorunlarından ayrı düşünemeyiz. Bugün, tutuklama tedbirinin istisna olmaktan çıkıp yaygın bir uygulamaya dönüşmesi, meslektaşımız Av. Can Atalay hakkındaki başta olmak üzere Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, avukatların mesleki faaliyetlerinin yargılama konusu haline getirilmesi, savunma makamı üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. Bu durum yalnızca mesleğimizi değil, hukuk devletini, anayasal düzeni ve toplumsal güven duygusunu zedelemektedir. Yargı süreçlerinin yavaş işlemesi ile birleşen bu sorunlar, yurttaşlarımızın hukuka olan inancını sarsmaktadır. Ancak bizler, tüm bu olumsuzluklara rağmen, hukukun içinde kalarak, yargı mekanizması içinde mücadele ederek, adaletin yeniden güçleneceğine inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Hukukun gücü, yalnızca yazılı metinlerden değil, o hukuku en zor zamanlarda dahi savunabilme ve uygulayabilme cesaretinden doğar. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği hukuk devleti idealine sahip çıkmak, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmek, adaleti herkes için erişilebilir kılmak bizim ortak sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluğu yerine getirirken en büyük gücümüz, meslektaş dayanışmasıdır. Birlikte olduğumuz sürece daha güçlüyüz. Birlikte olduğumuz sürece daha etkiliyiz. Ve birlikte olduğumuz sürece savunma asla susmayacaktır. Tekirdağ Barosu olarak, Kurucu önderimiz Atatürk’ün yolunda Cumhuriyet değerlerine sarsılmaz bir bağlılıkla, meslektaşlarımızın haklarını korumaya, savunmanın etkinliğini artırmaya, hukukun üstünlüğü mücadelesini büyütmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Bu vesileyle, hukuku, adaleti ve insan haklarını cesaretle savunan tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyor, aramızdan ayrılan meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hep birlikte, daha adil bir gelecek için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
İMDAT ŞAHİN