Mali Müşavirler, Ekonomideki Olumsuzluklara Dikkat Çekti
TÜRMOB Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, Çorlu’da yapılan 62. Karadeniz Odaları Platformu Toplantısı’nda konuştu. Türkiye’nin ekonomik verilerini tuttuklarını belirten Yıldız, ekonomide yaşanan olumsuzluklara dikkat çekti.
Çorlu Sersbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası ev sahipliğinde yapılan 62. Karadeniz Odaları Platformu Toplantısı Çorlu’da yapıldı. Toplantıya Türkiye’nin birçok bölgesinden sesbest muhasebeci ve mali müşavirler odası temsilcisi katıldı. Toplantıya Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkut ve Çorlu Ticaret Odası Başkanı İzzet Volkan’da katıldı. Başkan Sarıkurt ve İzzet Volkan’da birer selamlama konuşması yaptı. TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız Türkiye ekonomisiyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda meslekte yaşanan sorunlara da değinildi.
GÜÇLÜ BİR MALİ SİSTEM ANCAK GÜÇLÜ VE KORUNMUŞ BİR MESLEK YAPISIYLA MÜMKÜNDÜR
Çorlu Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Ayşe Eroğlu toplantıda yaptığı konuşmada: “Kuruluşumuzda 261 üyemiz bulunurken bugün bu sayı 462 olmuştur. TÜRMOB bünyesinde ilçe bazında kurulan 3. Oda olmanın yanı sıra 77 oda arasında 34 sırada yer almaktayız. Türkiye genelinde yaklaşık 130 bin serbest muhasebeci mali müşavir, 5 bin 85 yeminli mali müşavir TÜRMOB çatısı altında aynı kanuni çerçevede yani meslek ailesi olarak bu mesleği icra etmektedir. Bu sayı mesleğimizin büyüklüğünü ve ülke ekonomisindeki stratejik yerini açıkça ortaya koymaktadır. Güçlü bir mali sistem ancak güçlü ve korunmuş bir meslek yapısıyla mümkündür. Serbest muhasebeci mali müşavirleri cezalandıran değil, destekleyen bir yaklaşım belirlenmelidir” dedi.
“TÜRKİYE’NİN FİNANSAL BAĞIMLILIĞI GİDEREK ARTIYOR, EKONOMİK VERİLERİ ELİNDE TUTAN BİZLER BUNU GÖRÜYORUZ”
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisine geniş yer ayırdı. Yıldız konuşmasında: “Bugün Türkiye’nin giderek daha yoksullaştığını görüyoruz, enflasyon artık kontrol edebilir olmaktan çıktığını görüyoruz. Türkiye’nin kaydını bizler tutuyoruz, Türkiye’nin finansal mali verilerini bizler üretiyoruz, bunun güvencesini bizler veriyoruz. Ama gördüğümüz şey şu ki, Türkiye maalesef yurt dışı finansal bağımlılığını o zinciri bir türlü kıramıyor, o bağımlılık giderek artarak devam ediyor. Uluslararası Finans Enstitüsünün baş ekonomisti Rubin Roob geçenlerde bir tweet attı. Türkiye’de ekonominin kredi odaklı büyüdüğünü ve bunun da sürdürülebilir olmadığını söyledi bunun da giderek döviz krizine yol açabileceğini söyledi. Aslında biz bunu yaşayarak görüyoruz. Ekonominin verilerini elinde tutan bizler bunu biliyoruz. Yani çok açık sürekli ithalatımız ihracatımızdan fazla. Ve bu dış ticaret açığı demek cari açık demek. Sürekli borçlanarak büyüyoruz, krediyle büyüyoruz. Yurt dışı borçlanmasına gidiyoruz. Hatta sektörlerin hane halkının yoğun borç ihtiyacıyla dönebildiği bir dönemde bizim kredi piyasaları, bankalardan kullanılan krediler olmak üzere fonların çoğunu devlet tarafından kullanıldığını kamu tarafından kullanıldığını görüyoruz” ifadelerine yer verdi.
İMDAT ŞAHİN
“Avukatlar Hak Ve Özgürlüklerin Sözcüsüdür”
5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle düzenlenen törende konuşan Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gücün, avukatlar, hak ve özgürlüklerin sözcüsü ve hukunun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür” dedi.
5 Nisan Avukatlar Günü Sebebiyle Atatürk Meydanı’nda tören düzenlendi. Törene Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, CHP çorlu İlçe Başkanı Mert Yılmaz ve avukatlar katıldı. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün avukatlık mesleğinin tarihsel sürecine değinerek, son dönemde avukatların yaşadıkları sorunları da sıraladı. Avukatların yargının kurucu unsuru olduğunu belirten Gürcün bağımsız ve güçlü bir savunma makamı, hukuk devletinin vazgeçilmez şartı, yargının kurucu unsurudur. Savunmanın zayıfladığı bir yerde, adalete erişim hakkı zedelenir, hak arama özgürlüğü daralır, adil yargılanma hakkı yalnızca kağıt üzerindeki bir ifade olarak kalır” ifadelerine yer verdi.
AVUKAT HERKESİN SUSTUĞU YERDE KONUŞAN, HERKESİN ÇEKİLDİĞİ YERDE UZANAN ELDİR
Törende konuşan Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, “Bugün burada, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak bir aradayız. 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlarken aynı zamanda adalet arayışının, hak ve özgürlük mücadelesinin ve hukuk devletinin en temel güvencelerinden birini konuşuyoruz. Avukatlar, yalnızca bir mesleğin mensupları değildir. Avukatlar, kökleri tarihin derinliklerine uzanan ve devletin temeli olan adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür. Bizler, yurttaşın sesi, hukukun vicdanı ve adaletin sahadaki temsilcileriyiz. Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevindeyken avukatına yazdığı şiir, savunmanın ne anlama geldiğini tek başına anlatmaktadır. “Herkesin sustuğu yerde konuşan, herkesin çekildiği yerde uzanan eldir avukat.” Bu nedenle açıkça ifade etmek gerekir ki, bağımsız ve güçlü bir savunma makamı, hukuk devletinin vazgeçilmez şartı, yargının kurucu unsurudur. Savunmanın zayıfladığı bir yerde, adalete erişim hakkı zedelenir, hak arama özgürlüğü daralır, adil yargılanma hakkı yalnızca kağıt üzerindeki bir ifade olarak kalır” dedi.
AVUKATLIK MESLEĞİ YALNIZCA EKONOMİK SORUNLARLA DEĞİL, AYNI ZAMANDA ARTAN ŞİDDET VE BASKILARLA DA KARŞI KARŞIYADIR
Konuşmasını sürdüren Gürcün, “Bugün bu anlamlı günde, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu tüm açıklığıyla ortaya koymak da zorundayız. Son yıllarda plansız biçimde açılan hukuk fakülteleri ve kontrolsüz kontenjan artışları, hukuk mesleklerinin niteliğini ve adalet hizmetlerinin kalitesini olumsuz etkilemiştir. Mesleğe girişten staj sürecine, mesleğin icrasından ekonomik koşullara kadar uzanan bu sorunlar, artık yapısal bir hal almıştır. Bu nedenle, hukuk eğitiminde kalite standartlarının yükseltilmesi, kontenjanların azaltılması, başarı sıralamasının yukarı çekilmesi ve akreditasyon sistemine geçilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Aynı şekilde, stajyer avukatların nitelikli eğitim ve ekonomik haklarının güvence altına alınması, kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesi, bağlı çalışan avukatların ücret ve çalışma koşullarının mesleğin vakarına uygun şekilde güvence altına alınması, serbest çalışan avukatların sosyoekonomik koşullarının güçlendirilmesi de gecikmeksizin hayata geçirilmelidir. Avukatlık mesleği yalnızca ekonomik sorunlarla değil, aynı zamanda artan şiddet ve baskılarla da karşı karşıyadır. Ne yazık ki, meslektaşlarımız hemen hemen her gün görevlerini yerine getirirken hedef haline gelmekte, fiziksel ve sözlü saldırılara maruz kalmaktadır. 7 Ocak 2026 tarihinde meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’ın, yalnızca görevini yaptığı için uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, bu acı gerçeğin en somut ve en ağır örneklerinden biridir. Bu acı olayın yanı sıra, savunma makamı üzerindeki baskının farklı biçimlerde devam ettiğini de üzülerek görmekteyiz. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan’ın mesleki faaliyetleri gerekçelendirilerek tutuklu bulunması, savunma makamına yönelik müdahalelerin geldiği noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılması hatta katledilmeleri yalnızca bireysel bir olay olarak değerlendirilemez, bu durum doğrudan doğruya savunma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Bu anlayışın yerleşmesi halinde, adil yargılanma hakkının güvencesi olan savunmanın etkinliğinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, avukatların mesleklerini bağımsız, özgür ve güvenli şekilde icra edebilmeleri için gerekli tüm koşulların sağlanması bir zorunluluktur” dedi.
EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ, MESLEKTAŞ DAYANIŞMASIDIR
Konuşmanın sonunda Egemen Gürcün, “Bu çerçevede, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” nin ülkemiz tarafından imzalanması ve hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha buradan dile getiriyoruz. Yargı sisteminin sorunlarını, avukatlık mesleğinin sorunlarından ayrı düşünemeyiz. Bugün, tutuklama tedbirinin istisna olmaktan çıkıp yaygın bir uygulamaya dönüşmesi, meslektaşımız Av. Can Atalay hakkındaki başta olmak üzere Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, avukatların mesleki faaliyetlerinin yargılama konusu haline getirilmesi, savunma makamı üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. Bu durum yalnızca mesleğimizi değil, hukuk devletini, anayasal düzeni ve toplumsal güven duygusunu zedelemektedir. Yargı süreçlerinin yavaş işlemesi ile birleşen bu sorunlar, yurttaşlarımızın hukuka olan inancını sarsmaktadır. Ancak bizler, tüm bu olumsuzluklara rağmen, hukukun içinde kalarak, yargı mekanizması içinde mücadele ederek, adaletin yeniden güçleneceğine inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Hukukun gücü, yalnızca yazılı metinlerden değil, o hukuku en zor zamanlarda dahi savunabilme ve uygulayabilme cesaretinden doğar. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği hukuk devleti idealine sahip çıkmak, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmek, adaleti herkes için erişilebilir kılmak bizim ortak sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluğu yerine getirirken en büyük gücümüz, meslektaş dayanışmasıdır. Birlikte olduğumuz sürece daha güçlüyüz. Birlikte olduğumuz sürece daha etkiliyiz. Ve birlikte olduğumuz sürece savunma asla susmayacaktır. Tekirdağ Barosu olarak, Kurucu önderimiz Atatürk’ün yolunda Cumhuriyet değerlerine sarsılmaz bir bağlılıkla, meslektaşlarımızın haklarını korumaya, savunmanın etkinliğini artırmaya, hukukun üstünlüğü mücadelesini büyütmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Bu vesileyle, hukuku, adaleti ve insan haklarını cesaretle savunan tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyor, aramızdan ayrılan meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hep birlikte, daha adil bir gelecek için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Kırık Taşlar Tepki Çekiyor
Reşadiye Mahallesi Mandıracı Caddesi üzerinde kaldırımlarda ve yol kenarlarında kırılan taşların uzun süredir onarılmaması vatandaşların tepkisine neden oluyor.
Gelişigüzel bırakılan taş parçaları hem kötü görüntü oluşturuyor hem de yayalar için risk teşkil ediyor. Özellikle kaldırım kenarlarında yerinden çıkan bordür taşlarının bazı noktalarda tamamen kırıldığı, bazı bölümlerde ise sökülerek kenara bırakıldığı görülüyor. Bu durum, kaldırım düzenini bozarken yayaların yürüyüşünü de zorlaştırıyor. Vatandaşlar, özellikle yaşlılar ve çocuklar için bu durumun tehlike oluşturduğunu ifade ediyor. Araç trafiğinin yoğun olduğu cadde üzerinde kaldırım kenarındaki bu düzensizlikler sürücüler açısından da risk barındırıyor. Yerinden çıkan taşların yola düşmesi, hem araçlara zarar verebilecek hem de kazalara davetiye çıkarabilecek durumda. Bölge esnafı ve mahalle sakinleri, kırılan taşların uzun süredir bu şekilde durduğunu belirterek belediyeye çağrıda bulunuyor. Vatandaşlar, geçici çözümler yerine kalıcı bir düzenleme yapılmasını ve kaldırımların güvenli hale getirilmesini istiyor.
İMDAT ŞAHİN