İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Çerkezköy Endüstriyel Fuarı(ÇEF), bu yıl kapılarını 24-27 Ekim tarihlerinde beşinci kez açacak.
İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Çerkezköy Endüstriyel Fuarı(ÇEF), bu yıl kapılarını 24-27 Ekim tarihlerinde beşinci kez açacak.

Aygun açıklamasında; Tarım üretiminde kendi kendine yetebilen bir ülke olan Türkiye, maalesef AKP döneminde tüketen ve gıda ürünlerini ithal eden ülke konumuna düşmüştür. Mutfakta yangına dönüşen gıda fiyatları, Türkiye’nin tarımda ciddi bir beka sorunu ile karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır. İklim değişikliği, uluslararası şirketlerin gıda sektörü üzerindeki tahakkümü, su kaynaklarının kısıtlılığı, toprak kayıplarının artması, ormanların ve su kaynaklarının azalması, verimli toprakların kaybedilmesi gibi nedenlerle gıda egemenliği ve buna bağlı olarak gıda güvenliği ülkemizin en temel sorunu olacaktır. Tarım politikalarının bir diğer boyutu ise mülksüzleştirme ve kaynak transferidir. Enerji, maden ve benzeri düzenlemelerle kamusal varlıklar özel sermayeye aktarılmış; ithalata dayalı bir üretim yapısı oluşturulmuştur. Tarımsal girdilerin büyük ölçüde ithal hâle gelmesi, ekonomiyi döviz kuruna bağımlı kılmıştır” dedi.
YAPILMASI GEREKEN; TARIMIN TÜM PAYDAŞLARININ KATILIMIYLA, ÖNCELİKLE ÇİFTÇİYE YAPISAL DESTEKLEME POLİTİKALARI UYGULAMAK, PLANLI TARIMA GEÇMEK
Açıklamasını sürdüren Aygun, “Kuru soğan, patates derken şimdi de sarımsakta yaşanan fiyat artışı, tarımdaki sorunun katlanarak devam ettiğini, gıda arzında güvenlik sıkıntısı yaşandığını ortaya koymaktadır. Kuru soğan, buğday, arpa, domates, domates konservesi, patates, baklagiller, pirinç ve ayçiçekte sıfır gümrüklü ithal kararları, çiftçiyi zora sokmuştur. Geçinemez hale gelen çiftçi; üretimden çekildikçe, mutfaktaki yangın da büyümektedir. Yapılması gereken; tarımın tüm paydaşlarının katılımıyla, öncelikle çiftçiye yapısal destekleme politikaları uygulamak, planlı tarıma geçmek, yerli üretimi öncelemek, çiftçi borçlarını yapılandırmak, kısa, orta ve uzun vadelerde ülke tarımının sorunlarını çözecek, kalıcı ve gerçekten çözüm getiren yasaların çıkarılması ve uygulanmasıdır. AK Parti’nin böyle bir önceliği esas almadığı, rant merkezli bir siyaseti merkeze koyarak, tarım sektörünü gözden çıkardığı görülmektedir. 2004 yılında çiftçilerin bankalara olan toplam nakdi kredi borcu yaklaşık 5,3 milyar TL düzeyindeyken, 2025 yılında bu tutar 1 trilyon 239 milyar TL'ye ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle 19 yılda çiftçilerin bankalara olan borcu yaklaşık 234 kat artmıştır. Aynı dönemde tarımsal destekler de nominal olarak artmış görünse de çiftçi borç artışının çok gerisinde kalmış, destekler üreticiyi güçlendiren bir araç olmaktan ziyade borç sistemini ayakta tutan sınırlı bir tampon işlevine dönüşmüştür” dedi.
BU ÖNEMLİ GÜNÜN İKTİDARIN TARIMDAKİ YAPISAL SORUNLARA UYGUN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÜRETMESİNE VE ÇİFTÇİLERE KULAK VERMESİNE VESİLE OLMASINI DİLERİM
Açıklamanın devamında Aygun, “Tarımsal KİT'lerin mevcut durumuna bakıldığında, tablo genel olarak ciddi bir gerilemeye işaret etmektedir. Gübre temin eden kuruluşlar arasında yer alan TÜGSAŞ ve İGSAŞ bütünüyle elden çıkarılmış ya da kapatılmıştır. Tohum üretimi, geliştirilmesi ve dağıtımı açısından kritik bir kurum olan TİGEM ise kısmen özelleştirilmiş, böylece temel görevlerini yerine getirme kapasitesi önemli ölçüde zayıflatılmıştır. TMO'nun asli işlevleri daraltılmış; kurum, uzmanlık alanı dışında kalan fındık ve çekirdeksiz kuru üzüm gibi ürünlerde piyasaya müdahale etmeye yönlendirilmiş ve bu süreçte tüccara ek kazançlar aktarılmasının önü açılmıştır. TÜRKŞEKER ise öncelikli özelleştirme kapsamına alınmış; 2001'de çıkarılan şeker yasası bu süreci desteklemek üzere hazırlanmış olsa da hukuki ve toplumsal direnç nedeniyle özelleştirme tamamen gerçekleşememiş, ancak fabrikaların kapasite ve teknoloji altyapısı zaman içinde zayıflatılmıştır. Cargill'in raporuna istinaden 2018 yılında açılan ihalede kuruluşun 10 adet fabrikası özelleştirilmiştir. Türkiye'nin gübre hammaddeleri bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu (fosfat, potas ve doğalgaz gibi girdilerde yaklaşık yüzde 90 ithalat) dikkate alındığında tabloyu yalnızca “yerli üretim yerine ithalatın tercih edilmesi" olarak yorumlamak eksik olur. Sorun, gübrenin kendisinde olduğu kadar gübre üretiminin hammaddelerinde de dışa bağımlı bir yapı bulunmasıdır. Temel sorun yalnızca ithalat değil, tarımsal girdilerin küresel piyasalara aşırı bağımlı hale gelmesi ve bu kırılganlığı azaltacak kamusal planlama ve güçlü destek mekanizmalarının yeterince geliştirilmemesidir. Bu yapı hem çiftçiyi hem de gıda üretimini dış piyasalardaki dalgalanmalara açık hale getirmektedir. Gıdada arz güvenliğini sağlamak için acil bir Tarım ve Hayvancılık Eylem Planı hazırlanmalı, yapısal önlemler alınmalı ve çiftçi, mazot, gübre, tohum ve tarım ilaçları açısından sübvanse edilmelidir. Girdi fiyatları en az yüzde 50 sübvanse edilmelidir. Aksi halde üretici kalmayan ülkemizde Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlamaya gereksinim olmayacaktır! Üretimdeki tükenmişlik sendromu, artık bir beka sorunu niteliğine bürünmüştür. Dünya Çiftçiler Günü kutlu olsun. Bu önemli günün iktidarın tarımdaki yapısal sorunlara uygun çözüm önerileri üretmesine ve çiftçilere kulak vermesine vesile olmasını dilerim” dedi.
AÇILIŞ KORTEJİ İLE İLK ADIM ATILACAK
Festivalin heyecanı, 16 Mayıs Cumartesi günü saat 19.30’da Cumhuriyet Meydanı’ndan Atatürk Meydanı’na uzanacak görkemli festival açılış korteji ile başlayacak. Kortejin ardından saat 20.00’de Atatürk Meydanı’nda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, muhteşem bir konserle sahne alacak.
ULUSLARARASI RENKLER VE SANAT ATÖLYELERİ
17 Mayıs Pazar günü etkinlikler, Nazım Hikmet Ran Parkı’nda saat 13.30’da başlayacak olan Yaylı-Üflemeli-Vurmalı Sazlar Atölyesi ile devam edecek. Gün boyu sürecek etkinliklerde Tayvan, Kosova, KKTC ve Türkiye’den gelen misafir ülkelerin müzik performansları sergilenecek. Akşam ise Ünal Baysan Kültür Merkezi’nde Sirello A Capella Korosu Konseri sanatseverlerle buluşacak.
GENÇLİK MERKEZİ AÇILIŞI VE YARIŞMA HEYECANI
18 Mayıs Pazartesi günü saat 17.00’de Atatürk Kent Enstitüsü içerisinde yer alan Gençlik Merkezi’nin açılışı gerçekleştirilecek. Günün devamında Nazım Hikmet Ran Parkı’nda Zumba etkinliği ile enerji depolanırken akşam saatlerinde Halk Oyunları ve Müzik Yarışması’nın ödül töreni düzenlenecek.
19 MAYIS COŞKUSU VE CAN BONOMO FİNALİ
Festivalin son günü olan 19 Mayıs Salı, resmî törenlerin ardından tam bir şölene dönüşecek. Atatürk Meydanı’nda saat 15.00’te başlayacak olan 5. Kolordu Bando Konseri ve ardından gerçekleşecek Fener Alayı ile coşku doruğa çıkacak. Festivalin büyük finali ise saat 21.30’da Cumhuriyet Parkı’nda düzenlenecek olan sevilen sanatçı Can Bonomo Konseri ile yapılacak.
Okuldan çıkan öğrenciler kaldırımı bulunmayan Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerinden Çorlu Park Evleri’nin önünde bulunan duraklara yürümek zorunda kalıyor. Trafiğin hızlı aktığı Ali Osman Çelebi Bulvarı’nda tehlike içinde yürüyen öğrenciler görenleri şaşırtıyor. Veliler biran önce Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerine kaldırım yapılmasını isterken aylardır hiçbir adım atılmaması tepki çekiyor. Ali Osman Çelebi Bulvarı’nın alternatif yolu ise okulun arka tarafında bulunan yollar ama onlarda çamur içinde, öğrenciler ya çile yolunu tercih etmek zorunda kalıyor ya da ölüm yolunu tercih ediyor. Aylardır devam eden soruna karşı ise her hangi bir önlem alınmaması tepki çekiyor. Öğrenci Velileri Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer’den yardım istiyor. Başkan Yüceer’e seslenen veliler Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerine biran önce kaldırım yapılmasını istedi ve arka yolların düzenlenmesini istedi.
SORUN DEVAM EDİYOR AMA ÇÖZÜM İÇİN HİÇBİR ADIM ATILMIYOR
Tek otobüs hattının çalıştığı Çorlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri derslere yetişmekte güçlük geçiyor. Öğrenciler ulaşım nedeniyle derslerine giremezken kimi öğrencilerde okula devam etmiyor. Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerine Toki tarafından inşa edilen okul, yeni dönemde açıldı, açılmasıyla birlikte de sorunlar başladı. En büyük sorun okula ulaşım. Çorlu Park Evlerin olduğu yere kadar gelip yürüyerek okula ulaşmak isteyen öğrencileri de yine zorlu bir yol bekliyor. Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerinde kaldırım olmazken öğrenciler trafiğin ortasından okula ulaşmaya çalışıyor. Yine okul çıkışlarında otobüslerin yetersiz olması nedeniyle öğrenciler Park Evlerin olduğu bölgeye kadar ölüm yolculuğu yapmak zorunda kalıyor. Okulun arka kısmındaki yollar ise çamur içinde olması sebebiyle öğrencileri zorluyor.
DURAKLARA ULAŞMAK İÇİN YA ÇAMURLU YOL YADA TEHLİKE YOLU
Okuldan çıkan öğrenciler Çorlu Park Evlerindeki duraklara ulaşmak için öğrenciler mecburen ya Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerindeki tehlike yolunu seçecekler ya da arka taraftaki çile yolunu seçmek zorunda kalıyorlar. Farklı otobüs hatlarıyla Park Evlerin olduğu noktaya gelen öğrenciler oradan yürüyerek okula ulaşmaya çalışıyor. Ali Osman Çelebi Bulvarı’ndan gelen öğrenciler trafiğin ortasından yürümek zorunda kalıyor. Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerine kaldırım yapılmasını isteyen öğrenciler aynı zamanda okulun arka tarafında kalan yollarında düzenlenmesini istiyor. Arka yollardan Bülent Ecevit Bulvarına ulaşmak isteyen öğrenciler çamurun içinden yürümek zorunda kalıyor.
OKUL ÇEVRESİNDEKİ YOLLAR BİRAN ÖNCE YAPILSIN
Ali Osman Çelebi Bulvarı üzerine kaldırım yapılmasını isteyen öğrenci velileri birde arka yolların düzenlenmesini talep ediyor. Yaşanan soruna karşı konuşan veliler, “Çocuklarımız trafiğin içinden güvensiz bir şeklide okula gidiyor, biz biran önce düzenleme yapılmasını istiyoruz. Oraya kaldırım yapılırsa en azından güvenli bir şekilde yürürler. Yine arka yolların biran önce çamurdan kurtarılmasını istiyoruz” dedi.
MESLEK LİSESİ KADERİNE TERK EDİLDİ
Okulun açılmasıyla birlikte yaşanan sorunlar öğrencileri zorluyor. Okula başlayan öğrenciler sorunlarla baş başa bırakıldı. Doğru düzgün yolu olmayan ulaşım olanakları kısıtlı olan okulda hem öğrenciler hem de öğretmenler durumdan şikâyetçi. Biran önce okulun bulundu alanla ilgili düzenleme yapılması isteniyor.
İMDAT ŞAHİN