Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Geçen sene mesleki eğitimin tercihinde yüzde 64'lük bir artış oldu. Yani çocuklarımız, gençlerimiz mesleki eğitime yönelme konusunda yeni bir atılım içerisindeler." dedi.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Geçen sene mesleki eğitimin tercihinde yüzde 64'lük bir artış oldu. Yani çocuklarımız, gençlerimiz mesleki eğitime yönelme konusunda yeni bir atılım içerisindeler." dedi.

7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu’nun 24’üncü maddesi kapsamında, düşman hava saldırıları, radyoaktif serpinti tehlikesi ile diğer doğal ve insan kaynaklı tehlikelere karşı vatandaşların önceden uyarılması ve gerekli tedbirleri alabilmesi amacıyla AFAD Başkanlığı tarafından yürütülen İkaz ve Alarm Sistemi Kurulum Projesi kapsamında Tekirdağ’daki çalışmalar tamamlandı. AFAD ve ASELSAN iş birliğiyle gerçekleştirilen yerli ve milli proje kapsamında, 24 Eylül Perşembe günü saat 15.00’te Tekirdağ genelinde sistemin testi yapılacak.
TEKİRDAĞ’IN TÜM İLÇELERİNDE SİREN SESİ DUYULACAK
Test sırasında il genelindeki tüm sirenlerin yüksek ses seviyesinde çalıştırılacağı bildirildi. Test kapsamında “Dikkat dikkat! İlimizde kurulan İkaz ve Alarm Sisteminin test yayınıdır, lütfen panik yapmayınız” anonsunun ardından 30 saniye süreyle dalgalı siren sesi çalınacak. Test öncesinde Tekirdağ’da yaşayan vatandaşlara iki kez bilgilendirme SMS’i gönderilmesinin planlandığı belirtildi. AFAD ve Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, yüksek ses seviyesinde gerçekleştirilecek test sırasında kurum, kuruluş ve vatandaşların gerekli hassasiyeti göstermeleri, siren ve anonslar nedeniyle endişeye kapılmamaları istendi.
İMDAT ŞAHİN
Eğitim giderlerine değinilen açıklamada Saadet Partisi Çorlu İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Aslan Bir çocuğun eğitim hakkı, bir ailenin geçim mücadelesine dönüşmemeli” dedi. Aslan açıklamasında; “Yeni bir eğitim-öğretim yılının daha başındayız. Çocuklarımız için yeni bir başlangıç, ailelerimiz için ise yeni bir heyecan olması gereken bu günlerde ne yazık ki milyonlarca anne ve babanın gündeminde aynı soru var: Çocuğumun okul ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağım?” Bugün bir öğrencinin yalnızca kırtasiye masrafının yaklaşık 7 bin TL’ye ulaşması, eğitimin aile bütçesi üzerindeki yükünü bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Kalem, defter, çanta, boya, silgi, yardımcı materyaller… Bunlar lüks değil; bir çocuğun eğitim hayatına başlayabilmesi için gereken temel ihtiyaçlardır. Peki soruyoruz: Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir anne-baba, bir çocuğunun yalnızca kırtasiye ihtiyaçları için binlerce lirayı nasıl karşılayacaktır? Birden fazla çocuğu olan aileler ne yapacaktır? Çocuğunun okul masrafını karşılamak için mutfak masrafından, faturasından, giyiminden kısmak zorunda kalan anne-babanın yükünü kim paylaşacaktır?” dedi.
“AİLE YILI” DENİLDİ; PEKİ AİLENİN YÜKÜ NEDEN HAFİFLEMİYOR?
Açıklamanın devamında Hatice Aslan, “İktidar tarafından aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik politikalar uzun süredir gündemin merkezinde tutuluyor. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilmiş, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik çalışmalar açıklanmıştı. Bugün ise yeni bir eğitim yılı başlarken ailelerimizin karşısında çok daha temel bir gerçek duruyor: Çocuğunu okutmak isteyen aile, geçinmekte zorlanıyor. Aileyi güçlendirmek yalnızca kampanyalarla, sloganlarla veya belli dönemlerde verilen desteklerle mümkün değildir. Aileyi güçlendirmek; evladının eğitim masrafını düşünmeden karşılayabilen, çocuğunun beslenme çantasını doldurabilen, kira ve fatura arasında sıkışmayan, çocuğunun güvenli bir okulda eğitim gördüğünden emin olan anne ve babalarla mümkündür. Bu nedenle soruyoruz: Aile Yılı’nda bir öğrencinin kırtasiye masrafı neden bir ailenin bütçesini sarsacak seviyeye gelmiştir? Eğitim gerçekten ücretsiz midir, yoksa veliler görünmeyen eğitim faturalarıyla baş başa mı bırakılmaktadır?” dedi.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ SADECE KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI
“Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki eğitim, ekonomik gücü olanın satın alabildiği bir ayrıcalık değil; her çocuğun doğuştan sahip olduğu temel bir haktır” diyen Aslan, “Bir çocuğun babasının gelir düzeyi, annesinin çalışma durumu veya ailesinin yaşadığı şehir, onun eğitim imkânlarını belirlememelidir. Ancak bugün ekonomik şartlar, çocuklarımızın eğitim hayatında da eşitsizlikleri büyütmektedir. Bir tarafta çocuğunun ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilen aileler… Diğer tarafta “Bu ay çocuğun okul masrafını nasıl karşılayacağım?” diye düşünen milyonlarca vatandaş… Bu tablo sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Devletin görevi yalnızca okul binası yapmak değildir. Devletin görevi, çocuğun o okulda nitelikli, güvenli ve eşit şartlarda eğitim almasını sağlamaktır” ifadelerine yer verdi.
OKULLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN GERÇEKTEN GÜVENLİ Mİ?
Aslan, “Bugün velilerin kaygısı yalnızca kırtasiye masrafından ibaret değildir. Anne ve babalar çocuklarını okula gönderirken; Okulumuz güvenli mi? Servisler denetleniyor mu? Okul çevreleri çocuklarımız için güvenli mi? Deprem ve yangın gibi afetlere karşı gerekli tedbirler alınmış mı? Okullarımızın fiziki şartları yeterli mi? Çocuklarımız sağlıklı ve güvenli bir ortamda eğitim alabiliyor mu? sorularının cevaplarını da bilmek istemektedir. Çünkü bir anne-babanın çocuğunu okul kapısından içeri bıraktığında hissetmesi gereken duygu endişe değil, güvendir” dedi.
ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ, AİLELERİMİZİN BORÇ YÜKÜ OLMAMALI
“Saadet Partisi olarak iktidara çağrımız açıktır: Eğitim politikalarını yalnızca öğrenci sayıları ve okul binaları üzerinden değil, ailenin gerçek hayatı üzerinden değerlendirin” diyen Aslan, “Bir öğrencinin yıllık eğitim maliyetini bütün kalemleriyle ortaya koyun. Kırtasiye, kıyafet, servis, beslenme, yardımcı kaynak ve diğer zorunlu giderleri dikkate alın. Dar gelirli ailelerin üzerindeki eğitim yükünü azaltacak kalıcı ve kapsayıcı politikaları hayata geçirin. Çocuklarımızın eğitim hakkını anne ve babalarının ödeme gücüne bağlamayın. Ve en önemlisi: Aileyi gerçekten güçlendirmek istiyorsanız, önce ailenin geçim sıkıntısını hafifletin. Çünkü açlık sınırında yaşayan bir aileye yalnızca “daha fazla çocuk sahibi olun” demek yetmez. O ailenin çocuğunun iyi beslenmesini, iyi eğitim almasını, güvenli bir okulda okumasını ve geleceğe umutla bakmasını da sağlamak gerekir” ifadelerine yer verdi.
SAADET PARTİSİ OLARAK SÖZÜMÜZ
Saadet Partisi Çorlu İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Aslan, “Bizim anlayışımızda siyaset, rakamlarla övünmek değil; insanın derdini çözmektir. Bizim için kalkınma, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarından ibaret değildir. Asıl kalkınma; çocuğun yüzündeki tebessüm, annenin evladının geleceğinden duyduğu güven, babanın ay sonunu nasıl getireceğini düşünmemesi, öğretmenin huzur içinde ders anlatabilmesi ve her çocuğun eşit imkânlarla eğitim alabilmesidir. Yeni eğitim-öğretim yılının bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Ancak buradan iktidara bir kez daha soruyoruz: Bir ailenin çocuğunu okula gönderebilmesi neden bu kadar pahalı hale geldi? Eğitim gerçekten ücretsizse, velilerin cebinden çıkan bu ağır faturanın adı nedir? “Aile Yılı” denilen bir dönemde, ailelerin eğitim yükünü azaltmak için daha ne beklenmektedir? Biz Saadet Partisi olarak, çocuklarımızın geleceğini ailelerin ekonomik gücüne terk etmeyeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki: Her çocuk değerlidir. Her aile güçlü olmayı hak eder. Eğitim herkesin hakkıdır. Ve adalet, okul kapısında başlamalıdır” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Yük boşaltma alanlarına araçların park etmesi nedeniyle malzeme ve ürün indirmek için gelen kamyonetler ve diğer araçlar kaldırıma çıkmak zorunda kalıyor. Vatandaşlar, yük boşaltma ceplerinin amacı doğrultusunda kullanılmasını istiyor. Çorlu’nun yoğun kullanılan caddelerinden biri olan Şehit Teğmen Yavuzer Caddesi üzerinde yaşanan yük boşaltma sorunu, vatandaşların tepkisine neden oluyor. Cadde üzerinde esnafın yük indirip bindirebilmesi amacıyla oluşturulan yük boşaltma ceplerinin bazı sürücüler tarafından park alanı gibi kullanılması, beraberinde farklı bir sorunu ortaya çıkarıyor. Yük boşaltmak için bölgeye gelen kamyon ve ticari araçlar, kendileri için ayrılan ceplere park edilmiş araçlar nedeniyle yük boşaltacak uygun alan bulamıyor. Bu durumda bazı kamyon sürücüleri, yüklerini indirebilmek için kaldırım üzerine çıkmak zorunda kalıyor.
YÜK BOŞALTMA CEPLERİ OTOPARK OLDU
Cadde üzerinde belirli noktalarda oluşturulan yük boşaltma ceplerinin temel amacı, özellikle esnafın ürün ve malzemelerini güvenli bir şekilde indirip yüklemesine imkan sağlamak. Ancak bu alanların bazı sürücüler tarafından uzun süreli araç parkı amacıyla kullanılması, sistemin işleyişini bozuyor. Yük boşaltmak için gelen araçların kullanması gereken alanların normal araçlar tarafından işgal edilmesi nedeniyle kamyon sürücüleri zor durumda kalıyor. Ortaya çıkan görüntü ise hem trafik güvenliği hem de yayaların kaldırımları kullanımı açısından tepki çekiyor.
TİCARİ ARAÇLAR KALDIRIMA ÇIKARAK YÜK BOŞALTIYOR
Yük boşaltma cebinin dolu olması nedeniyle kamyonların kaldırıma yanaşarak ürün indirmesi, yayaların da geçişini zorlaştırıyor. Kaldırımın araçlar tarafından işgal edilmesi, özellikle yoğun saatlerde vatandaşların yoldan yürümek zorunda kalmasına neden olabiliyor. Vatandaşlar, bir sorun çözülmek amacıyla oluşturulan yük boşaltma ceplerinin farklı araçlar tarafından park alanı olarak kullanılmasının yeni bir sorun oluşturduğunu belirterek denetimlerin artırılmasını istiyor.
VATANDAŞLAR “CEPLER AMACINA UYGUN KULLANILSIN”
Cadde üzerinde yaşanan durumun önüne geçilmesi gerektiğini ifade eden vatandaşlar, yük boşaltma ceplerinin sürekli olarak boş tutulmasının önemine dikkat çekiyor. Vatandaşlar, “Burada yük boşaltmak için özel olarak cep yapılmış. Ancak bu alanlara araçlar park edince kamyonlar yükünü indirebilmek için kaldırıma çıkıyor. Bir tarafı düzeltmeye çalışırken başka bir sorun ortaya çıkıyor. Yük boşaltma cepleri gerçekten yük boşaltmak için kullanılmalı” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
HEM SÜRÜCÜ HEM YAYA MAĞDUR OLUYOR, VATANDAŞ DENETİM İSTİYOR
Yaşanan sorunun yalnızca ticari araç sürücülerini değil, yayaları ve cadde üzerindeki diğer sürücüleri de etkilediği belirtiliyor. Yük boşaltma ceplerinin amacı dışında kullanılması nedeniyle kamyonların kaldırıma veya yolun uygun olmayan bölümlerine yanaşması, cadde üzerindeki hareketliliği de olumsuz etkileyebiliyor. Vatandaşlar, yük boşaltma ceplerinin düzenli şekilde denetlenmesini ve bu alanlara park eden araçlara yönelik gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyor.
İMDAT ŞAHİN