Çorlu Ve Teki̇rdağ'da Kentsel Dönüşüm Ertelenmemeli̇
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Çorlu Temsilcisi Engin Beyazyıldız yaptığı açıklamada: “Depremi, çöküşü ve can kayıplarını beklemeden harekete geçelim: Çorlu ve Tekirdağ’da kentsel dönüşüm ertelenmemeli!” dedi.
“İstanbul’da meydana gelen ve can kayıplarına yol açan bina çökmesi, hepimizi derinden üzmüş; yapı güvenliğinin ve kentsel dönüşümün ne kadar hayati bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” diyen Beyazyıldız, “Yaklaşık 40 yıllık bir binada yaşanan bu acı olay, bizlere çok önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Yapılarımızın güvenliğini yalnızca ayakta duruyor olmalarına bakarak değerlendiremeyiz. Binalarımızın taşıyıcı sistemleri, beton ve donatı kaliteleri, zemin koşulları, yapım özellikleri ve zaman içerisinde maruz kaldıkları etkiler, uzmanlar tarafından bilimsel yöntemlerle değerlendirilmelidir” dedi.
ÇORLUMUZDA VE TEKİRDAĞIMIZDA YAPI GÜVENLİĞİ AÇISINDAN İNCELENMESİ GEREKEN ÇOK SAYIDA BİNAMIZ BULUNUYOR
Açıklamasını sürdüren Engin Beyazyıldız, “Çorlu’muzda ve Tekirdağ’ımızda da yıllar önce yapılmış, yapı güvenliği açısından incelenmesi gereken çok sayıda binamız bulunmaktadır. Olası riskleri bir felaketten sonra değil, felaket yaşanmadan önce tespit etmek ve gerekli önlemleri almak zorundayız. Kentsel dönüşüm; yalnızca eski binaların yıkılıp yeniden yapılması değildir. Kentsel dönüşüm, insan hayatını korumak, güvenli yaşam alanları oluşturmak ve gelecek nesillere daha sağlam şehirler bırakmak demektir. Bu nedenle belediyelerimizin, ilgili kamu kurumlarımızın, meslek odalarımızın ve vatandaşlarımızın ortak bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Yerel yönetimlerimizden beklentimiz; Çorlu ve Tekirdağ genelinde yapı stokunun güvenliğinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi, riskli yapıların önceliklendirilmesi, kentsel dönüşüm planlarının ve plan notlarının yeniden ele alınması, dönüşümün önündeki teknik ve idari engellerin giderilmesi ve vatandaşlarımızın dönüşüme katılımını kolaylaştıracak uygulanabilir modellerin geliştirilmesidir. Elbette her eski bina riskli, her yeni bina da kendiliğinden güvenlidir diyemeyiz. Önemli olan, mevcut yapıların gerçek durumunu uzman incelemeleriyle ortaya koymak ve gerekli adımları gecikmeden atmaktır” dedi.
UNUTMAYALIM: KENTSEL DÖNÜŞÜM BİR TERCİH MESELESİNDEN ÖNCE, CAN GÜVENLİĞİ MESELESİDİR
Açıklamasının devamında Engin Beyazyıldız, “Bizler inşaat mühendisleri olarak yalnızca yapı tasarlamak ve inşa etmekle değil, toplumun can güvenliği konusunda farkındalık oluşturmakla da sorumluyuz. Bu açıklamayı yapmak bizim için bir tercih değil, mesleğimizin ve topluma karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. İnanın, halkımızı sürekli riskler konusunda uyarmak yerine; şehirlerimizin gelişimini, yeni projelerimizi ve daha güvenli yaşam alanlarını konuşmayı çok isterdik. Ancak insan hayatını ilgilendiren konularda sessiz kalmamız mümkün değildir. Unutmayalım: Kentsel dönüşüm bir tercih meselesinden önce, can güvenliği meselesidir. İstanbul’da yaşanan acı olayın Çorlu’muzda ve Tekirdağ’ımızda yaşanmaması için bugünden harekete geçmeli; bilimin, mühendisliğin ve ortak aklın rehberliğinde somut adımlar atmalıyız. Hiçbir vatandaşımızın can güvenliği ertelenmemeli, hiçbir önlem yeni bir felaketten sonraya bırakılmamalıdır. Gelin, felaketlerden sonra üzülmek yerine felaketler yaşanmadan önce tedbir alalım. Çorlu’muz ve Tekirdağ’ımız için kentsel dönüşümü birlikte hızlandıralım” dedi.
İMDAT ŞAHİN
Bi̇k'te Görev Değişikliği
Basın İlan Kurumu (BİK) bünyesinde gerçekleştirilen görev değişikliği kapsamında İstanbul ve Tekirdağ Bölge Müdürlüklerinde karşılıklı atamalar yapıldı.
Buna göre, BİK İstanbul Bölge Müdürü Ömer Faruk Çakır Tekirdağ Bölge Müdürlüğüne atanırken, Tekirdağ Bölge Müdürü Ökkeş Buğra Atılgan ise İstanbul Bölge Müdürü olarak görevlendirildi.
Görev değişikliğini basın mensuplarına gönderdiği mesajla duyuran Ökkeş Buğra Atılgan, Tekirdağ’da görev yaptığı süre boyunca yerel basın temsilcileriyle kurulan iş birliği ve dayanışmaya vurgu yaptı. Atılgan, görev süresince kendisine destek veren basın mensuplarına teşekkür ederek İstanbul’daki yeni görevinde çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.
Gerçekleştirilen atamalarla birlikte iki bölge müdürünün de yeni görev yerlerinde çalışmalarına başlaması bekleniyor.
GÖKHAN DUMAN
Tarihi Camiye Tarihi Dokunuş
1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Süleymaniye Camii’nin minaresinde restorasyon çalışmaları sürüyor.
Çorlu’da bulunan tarihi Süleymaniye Camii’nin minaresindeki taşlar tek tek sökülerek numaralandırılıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından minarenin, caminin tarihi dokusuna uygun şekilde yeniden yapılması hedefleniyor. Tarihi yapıları korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürütülen restorasyon çalışmaları kapsamında, Süleymaniye Camii’nin minaresinde kapsamlı bir çalışma gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip caminin minaresi tamamen sökülürken, sökülen taşlar tek tek dışarı çıkarılarak numaralandırılıyor. Titizlikle sürdürülen çalışmalarla tarihi minarenin özgün dokusunun korunması ve yeniden ayağa kaldırılması amaçlanıyor.
TARİHİ MİNAREDE TAŞLAR TEK TEK SÖKÜLÜYOR
Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521 yılında yaptırılan Süleymaniye Camii, tarihi ve mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Yüzyıllardır ayakta kalan caminin minaresinde başlatılan restorasyon çalışmaları, yapının geçmişine ışık tutan ayrıntıları da ortaya çıkarıyor. Anıtlar Kurulu tarafından başlatılan çalışmalar kapsamında minare tamamen sökülürken, taşların gelişigüzel kaldırılması yerine her bir taşın yeri belirlenerek numaralandırılması sağlanıyor. Tarihi minarede yürütülen çalışmaların hassasiyeti, geçmişten günümüze ulaşan yapıların restorasyonunda özgün malzemenin korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Yüzyıllar boyunca ayakta kalan taşların tek tek sökülüp kayıt altına alınmasıyla minarenin yeniden inşasında tarihi dokunun gözetilmesi amaçlanıyor.
500 YILLIK TARİHİN İZLERİ ORTAYA ÇIKIYOR
Süleymaniye Camii’nin minaresinde yürütülen çalışmalar sırasında yapının farklı dönemlerine ait bölümler de gündeme geliyor. Minarenin bir bölümünün yaklaşık 100 yıl önce yapıldığı, daha eski bölümlerinin ise 500 yıllık geçmişe uzandığı belirtiliyor. Restorasyon çalışmalarıyla birlikte minarenin eski dönemlerden günümüze ulaşan kısımları üzerinde de çalışma yürütülüyor. Taşların sökülerek numaralandırılması, yapının farklı dönemlerde geçirdiği değişimlerin anlaşılması ve tarihi özelliklerinin korunması açısından önem taşıyor. Tarihi minarenin yeniden yapılması sırasında caminin mimari karakterine ve tarihi dokusuna uygun bir çalışma yürütülmesi hedefleniyor. Böylece hem yapının geçmişten gelen izlerinin korunması hem de tarihi mirasın gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor.
AMAÇ TARİHİ DOKUYU KORUMAK
Süleymaniye Camii’nin minaresinde devam eden restorasyon çalışmaları, tarihi yapıların korunmasının ne kadar titiz bir süreç gerektirdiğini ortaya koyuyor. Yaklaşık beş asırlık geçmişi bulunan minarenin taşlarının tek tek sökülmesi ve numaralandırılması, restorasyonun ayrıntılı bir planlama doğrultusunda yürütüldüğünü gösteriyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte tarihi caminin minaresinin yeniden ayağa kaldırılması ve yapının tarihi dokusuyla uyumlu hale getirilmesi bekleniyor. Yüzyılların izlerini taşıyan Süleymaniye Camii’nde gerçekleştirilen bu çalışma, tarihi mirasın korunması ve özgün mimari özelliklerinin yaşatılması açısından önem taşıyor.
İMDAT ŞAHİN