Korona virüs nedeniyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı evlerinde kutlamak zorunda kalan Çorlulu vatandaşlar evlerinin balkonlarını ve pencerelerini Türk Bayrağı ve balonlarla süsledi.
Korona virüs nedeniyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı evlerinde kutlamak zorunda kalan Çorlulu vatandaşlar evlerinin balkonlarını ve pencerelerini Türk Bayrağı ve balonlarla süsledi.



Saadet Partisi Çorlu Kadın Kolları İlçe Başkanlığı gıda güvenliğiyle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamayı Kadın Kolları İlçe Başkanı Hatice Aslan yaptı. Aslan, “Son yıllarda artan denetimsizlik, cezasızlık algısı ve haksız ekonomik kazanç hırsı; gıda sahtekarlığını basit bir hatadan çıkarmış, toplum sağlığına ve nesillerimizin geleceğine kasten zarar veren bir gıda cinayetine dönüştürmüştür. Ülkemizde yapılan resmi tespitler, taklit ve tağşişin ulaştığı vahim boyutları net istatistiklerle gözler önüne sermektedir. Yapılan analizler sonucunda hileli gıdaların %38’ini süt ve süt ürünleri, %22’sini et ve et ürünleri, %12’sini sıvı yağlar, %11’ini gıda takviyeleri ve %10’unu bal oluşturmaktadır. Arzın kısıtlı, talebin fazla ve fiyatların fahiş olduğu temel besin maddelerinde vatandaşımız ne yediğini bilemez hale getirilmiştir. Bal dediğimizde şifalı arı balı, süt ve et dediğimizde ise hilesiz ürünler tüketmek bu milletin en doğal hakkıdır. Zeytinyağına tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerine sakatat ve atıkların eklenmesi, süt ürünlerine nişasta ve jelatin katılması doğrudan halk sağlığına kastetmektir” dedi.
Aslan açıklamanın devamında, “Türkiye'nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi’nde gerilemesi; gıda israfı, fahiş gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının kaçınılmaz bir sonucudur. Mevcut yasal çerçeve incelendiğinde; 5996 sayılı Kanun'un gıda güvenliği sorumluluğunu tamamen işletmenin vicdanına bıraktığı, sorumlu yönetici kavramını zayıflatarak meslek odalarını denetim sürecinden fiilen uzaklaştırdığı görülmektedir. Onaya tabi işletmelerin sürelerinin sürekli uzatılması dürüst üreticimizin aleyhine haksız bir rekabet ortamı oluşturmakta; yetersiz idari cezalar ise sahtekarları caydırmak bir yana adeta teşvik etmektedir. Mutfaktaki yangını ve evlatlarının beslenmesindeki tehlikeyi en yakından hisseden kadınlar olarak yetkililere sesleniyoruz: Taklit ve tağşiş yapan firmalara uygulanan yetersiz para cezaları derhal kaldırılmalı; hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma dahil radikal adli yaptırımlar getirilerek hile yapmak ekonomik bir seçenek olmaktan çıkarılmalıdır. Küçük çiftçilerimiz, topraksız köylülerimiz ve özellikle tarımda alın teri döken kadınlarımız sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında doğrudan desteklenerek yerel üretimin önü açılmalıdır. Denetim yetkisi yalnızca kısıtlı bir bürokrasiye bırakılmamalı; Ziraat, Gıda ve Veteriner Hekimleri Odaları gibi ilgili meslek kuruluşları denetim mekanizmalarına derhal dahil edilmelidir. Yüksek gıda enflasyonu karşısında ezilen dar gelirli ailelerimiz ve özellikle çocuklarımız için temel gıda maddelerine erişim, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde devlet güvencesine alınmalıdır. Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil; doğrudan bir milli güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.
İMDAT ŞAHİN
Çorlu’nun Kemalettin Mahallesi Canan Sokak’ta altyapı ve üstyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından sokak yenilenerek daha düzenli ve güzel bir görünüme kavuştu. Ancak yapılan düzenlemede araç park alanlarının yetersiz kalması, beraberinde yeni bir sorunu getirdi. Kaldırıma park edilen araçlar nedeniyle yayalar yürümekte zorlanırken, mahalle sakinleri yaşadıkları mağduriyete tepki gösteriyor.
KALDIRIMLAR ARAÇLARIN İŞGALİNDE
Canan Sokak’ta araçlar için ayrılan park alanlarının yetersiz kalması nedeniyle bazı sürücüler araçlarını yayaların kullandığı kaldırımlara park ediyor. Kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesi, özellikle bebek arabasıyla yürüyen aileleri, yaşlıları ve hareket etmekte güçlük çeken vatandaşları zor durumda bırakıyor.
Kaldırımda ilerleyemeyen vatandaşlar, araçların arasından yola inmek zorunda kalırken bu durum hem yaya güvenliğini tehlikeye atıyor hem de günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Mahalle sakinleri, kaldırımın kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle zaman zaman evlerinden çıkmakta dahi güçlük çektiklerini dile getiriyor.
YENİLENEN SOKAKTA YENİ BİR SORUN
Altyapı ve üstyapı çalışmalarının tamamlanmasıyla yenilenen Canan Sokak’ın daha güvenli ve kullanışlı olması beklenirken, kaldırım işgalleri vatandaşların tepkisine neden oluyor. Sokaktaki düzenlemenin yayaların ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde ele alınması gerektiğini belirten mahalle sakinleri, park alanlarının yetersizliğinin kaldırım işgallerine gerekçe olmaması gerektiğini ifade ediyor.
BELEDİYE YETKİLİLERİNDEN ÇÖZÜM BEKLENİYOR
Canan Sokak sakinleri, Çorlu Belediyesi yetkililerinin yaşanan soruna kayıtsız kalmamasını istiyor. Kaldırımların yayaların kullanımına uygun hale getirilmesini talep eden vatandaşlar, araç parkları nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını bekliyor. Şimdi gözler, Canan Sokak’ta yaşanan kaldırım sorununa yönelik Çorlu Belediyesi yetkilileri tarafından atılacak adımlara çevrildi.
HABER MERKEZİ
Çorlu Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada: “Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen Aile Okulu Projesi kapsamındaki "Aile Okulu Kursları" ilçemizde başladı. Aile İçi İletişim Becerileri, Çatışma ve Stres Yönetimi, Bilinçli ve Güvenli Teknoloji Kullanımı, Bağımlılıkla Mücadele, Sosyal Duygusal Beceri Gelişimi, Akran İlişkileri, Ahlaki Gelişim, Sağlıklı Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler, İlk Yardım, Çevre Koruma Bilinci vb. başlıklarından oluşan eğitim programında velilerimiz kursa katılarak eğitim sürecine destek veriyor. 75. Yıl Mustafa Kemal İlkokulunda başlayan eğitime katılarak velilerle bir araya gelen İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Erdoğan programın okul-öğrenci-veli iş birliğini geliştirmede sağladığı katkıya işaret etti. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin "Erdem–Değer–Eylem" anlayışı doğrultusunda yürütülecek programla; aile içi iletişimin güçlendirilmesi, çocukların manevi, ahlaki ve kültürel gelişimlerinin desteklenmesi ve ailelerin eğitim sürecindeki rolünün güçlendirilmesi amaçlanıyor” denildi.
Gökhan Duman